Yılda sadece bir gün…

O insana özel…
Yılda sadece bir tek gün kendi için…
O gün; Doğum günü…

Geçen sene “İnsan pastasının mumlarını üflediğinde büyümez” diye yazmıştım.
31 Ağustos 2015 geldi çattı 🙂

Bu sene ise;

Neyi hayal edersek onunla karşılaşırız diyerek neredeyse şaşmaz bir klasik ritüele dönüşmüş doğumgünü yazımı yazmaya başlıyorum.

We always meet what we dream for…

Bu cümle ile karşılaştığımda sene 2010’u gösteriyordu.
Bunu yazan ne demek istemişti tam olarak anlamamıştım.
Geçen yıllarda ise meğerse ki an be an hayat bana bunun anlamını öğretmek için çoktan yola koyulmuştu. Bunu da yıllar önce anlamamıştım 🙂

Üzerinden beş sene geçti. Bu beş senede de yüzlerce şey…
Hepsi misyonunu tamamladı, hepsini yaşadım ve aldım hepsini kişisel tarihimdeki yerlerine yerleştirdim.

Çok yaşa Banu.

Kimisinde tahminimden daha çok üzüldüm, acı çektim.
Kimisinde tahminimden daha çok sevindim, mutlu oldum.

Çok yaşa Banu.

Her bir dönemin, temsil ettiklerini umarım layıkıyla öğrenmişimdir.
Öğrenmedi isem de hayatın ben öğrenene kadar bunları karşıma çıkaracağını biliyorum.
Öğrendi isem de, bir daha hiçbir zaman benzerleri ile karşılaşmayacağımı.

Çok yaşa Banu.

Saçları daha sarı, gözleri daha yeşildi sanki o iki yaşındayken.
Ama şükürler olsun ki; yeşillerin içindeki bakış hiç değişmedi. Yeşillerin ışığı da…
Bunun içindir ki, o çocuğun güzel Rabb’inden aldığı ödülleri var.

Çok yaşa Banu.

Köşeler hayat denen marangozun elinde şekilleniyor, ne de güzel oluyor.
Art of acting ustalarına her daim imrenmişimdir ancak bu sanatı öğrenebildim mi emin değilim henüz 🙂

Yine de çok yaşa Banu.

Hayatta ne zaman ki ortaya çıkardıklarının, yaptıklarının veya ürettiğin başarıya ulaşan beğenilen her ne varsa hiçbirinin senin olmadığını, sana ait olmadığını anladığında o zaman, “bilinç hiyerarşisinde” yükselirsin. Kaldı ki, şu hayatta aslolan unvan hiyerarşisi değil, bilinç hiyerarşisidir.

Aşk bir nevi simyadır ki alimi yoktur.
Alim olmak için, ilim yolunun açılması gerekir. Gerekir ki, öğrenebilsin insan.
Layık olmalı ki yolu açılan ilmin yolunda hakkıyla yürüyebilsin insan.
Bu deryadan her bir bilinç seviyem için layık görüldüğü kadarını keşfettiğim için ne yazsam kifayetsiz.

Çok yaşa Banu.

Gözyaşları kahkahalar kadar kaçınılmaz.
Geçmişteki kendin ile bugünde yolculuk yaptığında, onu daha iyi anlarsın.

İnsana büyük sorumluluğunu veren; ne olmak, ne yapmak, neye sahip olmak istediğini şekillendirebileceğinin gücüdür.

Çok yaşa Banu.

Güçlü görünmek bir ilüzyon.
İnsan kırılganlıkları ile, kusurları ile, meyveleri ve yaprakları ile daha güçlü.
Kalbini bilene yalan söyleyemezsin. Niyetini bilene saklanamazsın.
Sen sadece bulunduğun yerdesin oysa ki ilahi nizamın sahibi her yerde.
Keşfetmem nasip edilen ve edilecek olan tüm bilgilerin kaynağına şükürler olsun.

Çok yaşa Banu.

Gerçek yaş, kendini sevince, kendini “olduğu” gibi kabul edince alınıyor.
Gerçek yaş, kendini “olduğu” halin ne ise, öyle görünce alınıyor.
Gerçek yaş, hayatta ki o büyülü mucizevi anlarda ona şükrünü edince alınıyor.
Gerçek yaş, kendi olduğu için kimseden özür dilemeyince alınıyor.
Gerçek yaş, kalpleri elinde tutarak alınıyor.
Kalp kırarak, hased ederek, kötülük düşünerek değil…
Elinde tuttuğun kalpler kadar, aldığın yaşlar kadar güzelsin Banu.

Çok yaşa.

Doğum günün kutlu olsun 🙂