Bir kaç gün önce, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan “Nörobilim Işığında Bilgi Çağından Bilgelik Çağına” başlıklı Tedx konuşmasını dinledim.

Konuşmasının bir yerinde; İngiltere’de başbakanlık ofisinden yapılan açıklamada “yalnızlıktan sorumlu bir bakanlığın” kurulduğu haberini aktardı. Konu hayli ilgimi çekti. Araştırdım.

Araştırmalara göre İngiltere’de yaklaşık dokuz milyon kişi bu sorunla yüzleşiyor. Bu projenin temellerini 2016 yılında aşırı sağcı bir kişi tarafından öldürülen İşçi Parti milletvekili Jo Cox atmış.

Spor ve Toplum Bakanı olarak kabinede yer alan muhafazakar milletvekili Tracey Crouch’un yalnızlık bakanı olarak da görev yapacağı duyurulmuş bu yılın başında. Bu görevden dolayı gurur duyduğunu ifade eden Crouch, “İngiltere’de yalnızlıktan ötürü acı çeken milyonlarca kişiye yardım etmek için elimizden geleni yapacağız. Yalnızlık insandan insana değişir. Sosyal toplumdan uzak kalma biçimi, yaşa ve hareket imkanına göre çok daha kötü durumlara gelebilir. Ancak her yaştan insan, kendini yalnız hissedebilir. Komisyon raporuna göre yalnızlıktan en çok hangi kesimin etkilendiği tespit edilmemiş. Bu duruma topyekun bir çare arıyoruz.”  diyerek görüşlerini aktarmış.

Ulusal İstatistik Ofisi verilerine göre, İngiltere’de 200 bine yakın yaşlı insan, aylar boyunca hiç kimseyle konuşmadan yaşıyor. Engelli gençlerin yüzde 85’iyse yalnızlıktan şikayetçi. Ve yalnızlığın etkisi günde 15 sigara içmek kadar tehlikeli maalesef.

Genç yaşta anne olan ve ülkeye mülteci olarak gelenler de, yine bu sorunla en çok karşılaşan kesim olarak ön plana çıkıyor.

Aynı zamanda Ulusal İstatistik Ofisi’nin yalnızlığın doğru ölçümü için bir yöntem geliştirecekmiş. Çünkü yalnızlığın İngiltere’de 9 milyon kişiyi etkilediği düşünülüyor. Tam 9 milyon kişi !

2030 yılına kadar iş ve yönetimleri etkileyeceği belirtilen mega trendlerden biri de “bireyselleşme” idi. Bu bireyselleşme hem iyi hem kötü. Bazı ülkeler de ki düzenler de bunu ekstra destekliyor. Kapsül oteller, tek kişilik mini masalar, tek kişilik mini öğünler, kullan at hayat stilleri…vs. Gerek sosyal gerekse teknolojik gelişmelerin de yalnızlığı bu denli körüklediğini hesaba katacak olursak, İngiltere kendi ülkesi için bunu ne denli büyük bir sorun potansiyeli taşıdığı farketmiş olacak ki, çözümleme adına gelişme kaydebilmek için bunu bakanlık düzeyine taşımış. Çok önemli. Mikro konulara profesyonel şekilde eğilen mikro bakanlıklar.

Bu, yakında sizlerle buluşacak olan 2.kitabımda da ele aldığım, ruhsal zeka ile şekillenen yönetim stillerine bir örnek teşkil ediyor. Çünkü bireylerin ruh sağlıklıkları, toplumsal ruh sağlığını doğuruyor. Ve kendini dengeli, huzurlu ya da mümkün olduğu kadar (!) iyi hissetmek bir ülkenin ruh halini de ortaya çıkarıyor.

Bizim ülkemizde ise, gerek ruh hallerinin gerekse başta bireysel sonrasında toplumsal katmanda olumsuz etkileri olma ihtimali yüksek bu tip durumlara örnek olarak neleri verebiliriz sizce? Resmi rakamlara göre 3,5 milyon, resmi olmayan rakamlara göre 6 milyon işsizimizi örnek verebilir miyiz ya da ciddi olarak hem ruhsal hem sosyal hem de bireysel bazda acı çeken toplumsal kitlelerimizin herhangi birilerini ? Ne dersiniz ?

 

 

** Prof. Dr. Nevzat Tarhan “Nörobilim Işığında Bilgi Çağından Bilgelik Çağına” başlıklı konuşma videosunu da izlemeniz için ekliyorum.