Kişisel olarak gelişimden bahsederken, bir de biz insanların oluşturduğu kurumların gelişimi var.

Kurumlarda, içlerini dolduran insanların kişisel ve mesleki gelişimlerinden, vizyonlarından etkileniyor, dönüşüyor, değişiyor ve gelişiyor.

Son 4 yıldır, başta eğitim yönetimi olmak üzere organizasyonel gelişim konularına yönlediğimden dolayı pek çok araştırma yapmaya ve gerek ülkemiz gerekse dünyada bu konudaki vizyonları öğrenip gözlemlemeye çalışıyorum. İşte böyle bir süreçte son 2 yıldır IODA daha çok karşıma çıkmaya başladı. Başta sosyal medya olmak üzere bilgi ve araştırma kaynakları içinde. Sonrasında Türkiye’nin ilk uluslararası organizasyonel gelişim platformunun kurulmasına öncülük eden MCT danışmanlarından sevgili Gözde hanımı sosyal medyada takip etmeye başladım ve IODA neymiş araştırıp öğrendim.

IODA; organizasyonel gelişim profesyonelleri, danışmanlar, insan kaynakları yöneticileri, akademisyenler ve sosyal bilimcilerin biraraya gelerek kendi etki alanlarında, organizasyonel ve sosyal gelişimi desteklemeleri hedefiyle 1986’da kurulmuş, 50 farklı ülkede faaliyet gösteren uluslararası bir platform. Misyonunu, pozitif değişim yaratmaya tutkulu profesyoneller için, farklı düşünce okullarına, metodlara ve uygulamalara açık bir paylaşım ortamı yaratarak, OD (Organizasyonel Gelişim) alanına katkıda bulunmak ve bu katkı aracılığıyla değişimi tetiklemek olarak tanımlıyor.

IODA’nın Türkiye ayağı, kendisinin ve dokunduğu organizasyonların hep var olan gelişim, dönüşüm ihtiyacını dert edinen profesyonellerin bir araya geldiği bir network.

Ülkemizde “organizasyonel gelişim” kavramının ne ifade ettiği, kurumlarda hangi proje ve çalışmalarda anlam bulduğu önemli. Ve bu konuda ülke olarak daha çok bilinçlenip, deneyimleri inceleme ve kendi yol haritalarımı kurgulayabilme noktasında gidecek yolumuz var.

İşte bu noktada IODA Türkiye’nin hedefi, önce kendimizi sonra dokunduğumuz her organizasyonu iyileştirecek, güzelleştirecek, destekleyecek, güncel, işe yarar, dişe dokunur bilgileri paylaşmak, birlikte öğrenmek, uygulamak, üretmek…

Her yıl farklı ülkelerde düzenlenen “IODA Uluslararası Organizasyonel Gelişim Zirvesi” bu yıl ilk defa Türkiye’de, 20’ye yakın ülkenin katılımı ile 13-15 Eylül 2018 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilecek. Türkiye’deki ve dünyadaki en önemli kurum ve kuruluşların İK profesyonellerini, organizasyonel gelişim uzmanlarını, yöneticilerini bir araya getirecek.

15 yıllık İnsan Kaynakları meslek hayatımda, bir çok insan kaynakları zirvesine, seminerine katılma fırsatım oldu. Her biri ayrı bir deneyimdi benim için. Ancak zaman zaman bu zirvelerden sonra gözlemlerimi paylaştığım blog yazılarımda da belirttiğim gibi, her yerde aynı yüzleri görür, her yerde aynı konuları dinler olmuştum. Ve bu bende tabiri caizse adeta bir “bayma” ve “cayma” hisleri oluşturmuştu 🙂

Ve artık başka alanlara ait farklı vizyonların ele alındığı zirvelere katılmak istiyordum. Katılmayı ve deneyimlemeyi planladığım “IODA Uluslararası Organizasyonel Gelişim Zirvesi”, benim için tam da bu noktada karşıma çıktı. Bu değişen zirve vizyonumun rotasına başta organizasyonel gelişim olmak üzere farklı alanlar ile devam etmeyi planlıyorum.

Teması; “Dengenin yeniden doğuşu”. VUCA dünyasında zaman zaman kaybettiğimiz dengeyi iş ve özel yaşamlarımızda nasıl yeniden tasarlarız sorusunun cevabının ne olacağı. 

Benim kafamda pek çok soru/konu var :

  • Denge nedir?
  • İş ve özel hayat denen şeyleri illa birbirinden ayırmamız mı gerekiyor?
  • İç içe geçen şeyler arasında denge sağlayamaz mıyız?
  • Kendimize saygı duyuyor muyuz çünkü kendine ve kendi hayatına- yeteneklerine saygıdır insanı dengeli kılan.
  • İş hayatı bizim için ne ifade ediyor?
  • Kendimizi nerede ve nasıl anlamlandırıyoruz?
  • Kişilerin kurumları oluşturduğunu unutuyor muyuz?
  • Para bizim için ilk amaç mı? Eğer öyle ise,
  • Para bir amaç olmasaydı yine de aynı işi yapıyor olur muyduk?
  • Çünkü para kazanmaktan başka bir şeye yaramayan işin verimsiz bir iş olduğunu keşfedemiyor muyuz?
  • Organizasyonel gelişim, kişisel gelişimden hareketle şekillenir. Çünkü bireysel devrim ve dönüşümler, kitle ve kurumları da dönüştürür.
  • ve daha pek çoğu…:)

Bizlerin bir ruhu olduğu gibi, kurumların da bir ruhu var. Ve anlam atfetmediğimiz hiç bir yere kendimizi ait hissetmiyoruz. Ve kendimizi ait hissetmediğimiz yerde de ne kendimizi ne de kurumumuzu geliştirebiliyoruz. Bu noktada da sadece zihinsel ve duygusal zekamızın yanısıra daha derin, kapsayıcı ve kuşatıcı bir zeka ile düşünmeye ve hareket etmeye ihtiyacımız var. Bu da RUHSAL ZEKA’mız. Çünkü ancak ruhsal zekamız ile yapabileceğimizin en iyisini yapmaya adanmayı sağlayabiliyoruz. Geleceğin iş, insan ve yönetim stillerine damgasını vuracak olacak ruhsal zekayı (spirituel intelligence-SQ)’yu anlatmaya devam ettiğim 2.kitabım Ruhsal Zeka-İyi İnsan’da, aklımdaki bu-benzeri soruları ve konuları yerel ve global bakış açısı ile ele almıştım.  Çalışmalarımı ve araştırmalarımı da bu doğrultuda devam ettiriyorum.

“IODA Uluslararası Organizasyonel Gelişim Zirvesi”nde de sorularıma cevap bulabilmeyi, ilham almayı ve vermeyi, organizasyonel gelişimin yerel ve global vizyonunu, fikirleri ve projeleri gözlemleyeceğimi arzu ediyorum.

Zirve hakkında tüm detaylar ve katılım için tıklayınız.

 

******

  • Şimdiye dek katıldığım tüm zirvelerin deneyim yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.
  • Beni tüm sosyal medya kanallarından (-hepsinin bilgisini ana sayfada bulabilirsiniz-) takip edebilir,
  • Türkiye’nin ilk kez bir İK Profesyoneli bendeniz tarafından kurulan, 100’ü aşkın video ile liderlik, insan kaynakları, iş hayatı, gelişim ve öğrenme yolculuğu konularını ele aldığım Youtube kanalıma abone buradan olabilirsiniz.

 

Liderliğin, unvanınızda değil ruhunuzda olduğunu unutmayın.

Sevgiler