Kendince sana inanmayanlar, yaptığın, söylediğin ve yazdıklarına burun kıvıranlar,
onları anlamayanlar hatta hiç bir zaman anlamayacak olanlar, seni yersiz ve hadsiz şekilde eleştirenler, desteklemeyenler ve hatta köstekleyenler, nasibin olan yeteneği küçümseyenler, kendilerince küçük akıllarında başka planları olanlar,
kendi yazıp seni oynatmaya çalışanlar,
seni sevmeyenler ve dahi hiç sevmeyecekler olanlar, hakkında yalanlar söyleyenler,
zehirli bir sarmaşık gibi bulunduğu yeri sarıp seni de sarıp zehirleyebileceğini sananlar her daim olacaktır.
Ancak bu ne seni, ne ruhunu, ne ilmini, ne ışığını ne de yeteneklerini alakadar eder.

Hani diyorlar ya, “affet”, kendine bir iyilik yap, yüklerini bırak vs. diye, bazen o öyle denildiği gibi olmaz ve birileri bir şeyleri dedi diye onu yapamazsınız eğer yaparsanız bu göstermelikten öteye gitmez. Bazen öfke sarar içini ya da kızgınlık. Kendini hazır hissettiğinde gerçekleşir bu affetme 🙂 yoksa beyhude bir istek, bir dilek olarak götürür getirirsin kendinle.

Bir şeyi öğrenmekle, onu yapmıyormuşsun.
Yaptırılırken öğreniyormuşsun hayatta.
Öğrendiğini sanıyorsan bir şeyi, ne kadarını, nasıl yapabildiğine ya da ne kadarını, nasıl yapamadığına bak.
Belki de hep kolay yolu seçtin simdiye dek?
İyi düşün !

Dostunu, düşmanını ayırd et.
Dostun sureti olmaz, aslen ve esasen oradadır, yanındadır, seninledir dost.
Sureti olan, şanlı vaktinde elini tutup, gamlı vaktinde bırakan ard niyetlidir.
Yer ile gök arası ise yalnızca bir “ah” mesafesi kadardır.
Hayvanlar aleminde hayvanların eşit olmaması gibi, insanlar aleminde de insanların fıtrat, meşrep ve sıkletleri eşit değildir.

Domuzlarla güreşirseniz ikiniz de kirlenirsiniz ancak bu domuzun hoşuna gider.
Onun için domuz mu gördün, güreşme!
En büyük rekabet, hiç rekabet etmemektedir, unutmamak gerek.

-Domuz mu?

-Gördüm.

-Güreşmedim. Hiçbir zaman !

Bu yıl kolay bir yıl değildi, yine nasipse bu yılın da kapanış yazısını yazacağım, bu henüz o yazı değil 🙂

Hesaplaşma, muhasebe, yol, terazi, gerçek, yalan, niyet, tıkanma, dua, dilek, istek, zorluk ve dahi pek çok şey daha vardı bu yılda. Biliyorum ki, sadece benim için değil, pek çok kişi için de böyleydi. Bazıları da, hiç bir şey olmamış gibi hayatlarına devam ettiler görünürde hatta yükseldiler mevkilerinde kendilerince. Ama tek bir gerçek var ki, her “ah” tam yerine, yani tam da nişan aldığı yerin gelir tam ortasına saplanır. Zamanı gelince !

Her zaman derim, kendime de salık veriyorum; hiç bir şey sonsuza dek sürmez, değişir, dönüşür, geçer, gider. Onun için, ne çektiysen bu yıl, ne yaşadıysan geçecek, yeter ki, haklı olan sen ol. Doğru olan sen ol.

Geçen sene bu hafta sonuna doğru yaklaşırken bana bambaşka bir plan hazırlıyormuş hayat. Şaşırıp kaldığım, hazırlıksız olduğum, sarsıldığım…Sergilenen ucuz, yavan ve çıkarcı bir zeka oyunu, yalan ve uyduruk iki kelam ve dönen oyunlar, tezgahlar. Üzerinden bir yıl geçmiş olacak bir kaç gün sonra.

***********

Üzülme! Çünkü hüzün, düşmanı sevindirir, dostunu üzer, haset edenin diline düşürür.

Üzülme! Çünkü hüzün, kaybolanı geri getirmez, öleni diriltmez, kaderi değiştirmez, hiçbir fayda getirmez.

Üzülme! Çünkü hüzün sinirleri yıpratır, kalbini yorar, gecelerini mahveder.

Üzülme! Günah işlediysen tevbe et, istiğfarda bulun, yanlış yaptıysan düzelt! O’nun rahmeti sonsuz, kapısı açıktır.

Üzülme! Kaybettiğin şey için üzülme, çünkü daha pek çok nimetlere sahipsin. Allah’ın sana bahşettiği diğer nimetleri düşün ve şükret! Allahü teâlâ; “Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız buna güç yetiremezsiniz!” buyurmuyor mu?

Üzülme! Ehl-i bâtılın sözlerinden dolayı…

Üzülme! Tenkitlere sabrettiğin sürece mükâfatlandırılacağını unutma!

Üzülme! İnsanlara ihsanda bulundukça…

Üzülme! Çünkü mutluluğun yolu, insanlara ihsanda bulunmaktan geçer.

Üzülme! Çünkü iyiliğin mükâfatı 10 mislinden 700 misline, kötülüğün karşılığı ise sadece 1 mislincedir.

Üzülme! Dünya, ne seçim, ne geçim dünyasıdır. Dünya, bugün var yarın yok, imtihan dünyasıdır.

Üzülme! Hakkın rızasına uygun düşen belâlar, kulun sevgisini artırır. Altın, ateş ile; iyi kul da musibet ile tecrübe edilir.

Üzülme! İnsanlar, başlarına gelen belâ ve musibetleri ondan daha büyükleriyle kıyas etselerdi, şüphesiz belâların bazısını âfiyet kabul ederlerdi.

Üzülme! Karşı karşıya kalabileceğin muhtemel bir musibet için, en kötü ihtimal ne olabilir sorusunu kendine sor! Sonra bu muhtemel sonuca kendini alıştır, ona tahammül etme konusunda kendine telkinde bulun! “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.” âyetini düşün!

Üzülme! Şunu unutma, yaşadığın günün sınırları içinde yaşamazsan, sıkıntı ve kaygıların artacak demektir.

Üzülme! Eğer bir gün dünyaya ait çok büyük bir derdin olursa Rabbine dönüp: “Benim çok büyük bir derdim var.” deme! Derdine dönüp: “Benim çok büyük bir Rabbim var!” de.

*******

Benim de düşman sevindirmeye hiç niyetim yok açıkçası.

Allah’a emanet olun.