Tüm hatalarınla kendini kabul etmelisin. Sen hatasız değilsin.

Tüm korkularınla kendini kabul etmelisin. Sen korkusuz olacak kadar cesur değilsin.

İnsanın hayatında öyle güzel bazı dönemler olur ki, herşey bir saniyede değişir, rüzgarın yönü, kalbin ritmi, nabzın atışı, aklın çalışışı, baktığın dünya, algıladığın olaylar…vb. herşey değişir.

Sapla saman ayrışır.

Evet hayatımızda sap ve samanların birbirlerinden ayrıldığı dönemler var.

Hepimizin hayatında oluyor  bu zamanlar.

Bazıları farkediyor ve bu zamanı gerçek anlamı ile kullanıyor bazıları ise gözünü kapatıp es geçmeyi tercih ediyor belki de…

İki kişi unutulmaz der Hz.Ali; “İhtiyacın olduğunda yanında olan, zor zamanında yalnız bırakan…”

İşte saplar ve samanlar tam da o noktada ortaya çıkıyor değerli okuyucularım.

Ne der güzel bir atasözümüz; tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz.

Banu sen yazıyorsun da, senden naber diye düşünenler olursa da;

“sapla samanlar baya birbirine karışmış kardeş ayırıyorum, dar zamanımda yanımda olmayanın iyi günde de hissesi olmaz” diye cevap verirdim 🙂

Hayat her zaman sıcak havalardan ibaret değil, kışı var, soğuğu var hatta buzu var.

Kim var yanında o soğuklarda ona bak sen.

Hatta bakmakla kalma gör.

Kim var ?

Ve gör.

Kim yok !

Sevmek nedir;

Sevmek, onun kaşı gözü değildir, huyudur suyudur. Çayı nasıl içtiğidir, hangi kahveyi sevdiğidir, çok keyifliyken ne yaptığıdır ya da sinirliyken ne yaptığıdır. Duymaktan hoşlandığı sözlerdir, koklamaktan hoşlandığı çiçeklerdir, beraberce alınan kararlardır, çıkılan yollardır. Hüzünlenmekse de beraber hüzünlenmektir, keyiflenmekse de beraber keyiflenmek. Bir şeyleri farklı yapmaktır sevmek, bir diğerine inanmaktır, başarılıyken de inanmak hatta gurur duymaktır, başarısızken de inanmaktır.

Bırak cebinde parası var mı, kolundaki saat ne marka, hangi çantayı takıyor diye sonra düşünürsün. Parası olup duygusu yoksa, parası varsa ama sana sadece hissedebileceğin tarifi olmayan içtenlikte sarılmıyorsa, parası var ama seni sıcacık öpemiyorsa, parası var ama sana cesaret verip güvendiğini söylemiyorsa, parası var ama senin varlığınla gurur duymuyorsa neye yarar ki…

Sonrasında sen bile sıkılacaksın emin ol. Mutsuz olacaksın emin ol.

Sevmek, korkuları farketmektir, kendi korkularını da onunkileri de…

Bunu görünce kaçmak değildir sevmek, aksine kalmaktır daha da dik daha da mağrur.

Kalbi kırıkken ve üşüyorken sarmaktır sevmek. Bırakmak değil.

Hüzünleri de keyifleri de beraber tatmaktır. Bir şey yaparken onu da düşünmektir sevmek.

Sevmeye çok ihtiyacın var ama haberin yok.

Sevmek, kendine izin vermektir.

Konuşmaktır sevmek, hislerini anlatabilmektir kaçmadan, kaçak güreşmeden.

Sevmek kolay mıdır ne dersin?

Sevmek, derdini derdi bilmektir. Gördüğü ilk zorlukta kaçmak değildir. Zaten öyleyse bir düşün seviyor musun ya da seviliyor musun?

Her ilişki kendi bıçağını kendi biler. Ve kendi kendini keser, acıtır.

Sevmek, iyi gelir. Sevmek iyileştirir.

İnsanız hepimiz. Korku hepimiz için.

Önemli olan bir yüreği tamamıyla tüm defolarıyla sarmak. Bir defo görünce dudak bükmek değil.

Sevmek bitmez.

Sevmek bir ömür boyu…

Sen sevemedin diye, aşkın hiçbir suçu yok.

Bil ve anla ki; kendini ancak bir ilişki içindeyken tanırsın. Nasıl bir insan olduğunu?

Birini nasıl sevdiğini ya da sevemediğini?

Kendini tanıyor musun?

Hergün telefonda konuşmak sevmek değildir ya da mesaj yazmak.

Bunlar da güzeldir elbet ama sevmek anlamaktır.

Sevmek onun ne hissettiğini anlamaya çalışmaktır.

Düştüyse kolundan tutmaktır.

Uçuyorsa onunla havalanmaktır.

Koşuyorsa onunla koşmak, ağlıyorsa sırtını değil yüzünü dönmektir.

Sevgisini sıcaklığını ilgisini senden esirgeyen seni sevmiyordur.

Sevgi yoksa başka hiçbir şeye gerek yoktur.

Hiçbir şey sevildiğinde hissettiklerinin yerini dolduramaz.

Paran olur yalnız uyursun. Ha yanında geceyi geçirenler değil kastettiğim, sana sıcacık sarılan, kendini yanında huzurlu hissettiğin güvendiğin biri olmaz. İşte odur yapayalnızlık. İşte öylece geçirirsin hayatını.

İki günlük sıkıntılar sevgiye engel ise, orada sevgi değil sadece iki günlük sıkıntı sonrası kaçan bir “heves” vardır. Ve hevesler sana maraton koşturmaz. Koşturamaz. Hayatın sadece kısa mesafe koşusu olarak kalır.

Her insan gün gelir, an gelir bir başkasına yaptığının aynısını yaşar.

İhanet ediyorsa gün gelir sadakat ister.

Terkediyorsa gün gelir deli gibi kalmak ister.

Bırakıyorsa gün gelir sımsıkı bağlanmak kök salmak ister.

İncitiyorsa gün gelir anlayış bekler.

Haksızlık ediyorsa gün gelir adalet bekler.

Sevmediyse gün gelir iliklerine kadar sevilmek ister.

Sarmadıysa gün gelir birisi tarafından sarılmak ister.

Zor zamanda gidiyorsa gün gelir zor zamanında yanında biri olsun ister.

Her insan gün gelir, bugün her ne yapıyorsa onun karşılığını ister. Bu hiç şaşmaz.

Sadece bil, inan, bekle ve gör.