Ülkemiz zaman zaman zor ve üzücü haberlerle sarsılsa da, güzellikler tüm parlaklığıyla sanki “biz varız, herşeye ve herkese rağmen” diyerek hayatlarımıza doğuyorlar. Işıkları ile gönlümüzü aydınlatıyor, gözlerimizi dolduruyorlar.

İYİ Kİ VARLAR !

Liderlikten ve liderlik ruhundan bahsetmeye gayret ettiğim eğitimlerimde, yazılarımda bana da ilham olan nice güzel örnekten biri olan Çemişgezekli Mahir Gündoğdu‘dan sonra şimdi bugün sırada videosunu izlediğim, varlığından haberdar olma şerefini duyduğum çoban Habib Bitkin var.

Mahir’in hikayesi de beni çok etkilemişti. Hikayesini öğrendiğim Habib’in ki de. Onlardan niceleri var bunu biliyorum. Hatta çok iyi biliyorum.

Hayatta eğer başarısızlıklar yaşıyorsan ya da yaşamakta isen, aslında hayat sana büyük bir hikaye yazma fırsatı veriyor demektir.

Bunu o kadar iyi hissedebiliyorum ki…

Helal olsun çocuklar size. Siz pırıl pırılsınız. Daha nice Mahir, nice Ezgi, nice Habib’siniz.

Elbette öte yandan eğer bir sınavda yüksek performans sergileyemediyseniz, eksik, yarım ya da başarısız değilsiniz. Yola devam. Yapabileceğiniz çok şeyiniz var. Sadece bir sınav ifade etmiyor sizi. Ancak burada değinmek istediğim başka bir şey var;

yaşam şartlarının onlara pek kıyak geçmediği, ellerinde ps’leri olmayan, telefonun hangi modeli alacağını kara kara düşün(-e-)meyen, bir şeye başlayan hevesinin yarı yolda kaçamadığı çünkü başka seçenekleri olmadığını bilen, tatilde hangi kampa gideceklerini düşünemeyen, küçük yaşta çok sorumluluk taşıyan, elleri nasır tutanlar da var. Görüp anlaşılmayı bekleyen hayatlar var. Güzel kalpler var. Yüksek meşrepli ruhlar var küçük yaşlarına rağmen.

Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde zorlu bir yaşamın arasından koyun sağıp, çobanlık yaparak sınava hazırlanan Habib Bitkin, TEOG sınavında 6 dersten sorulan 120 sorunun 119’una doğru cevap vererek Türkiye ikincileri arasına girdi. Tıpkı 2016’da TEOG şampiyonu olan Mahir gibi. Neden Çemişgezek diye düşünmek gerek. Kendileri, aileleri, ilçeleri hatta ülkeleri için başka bir karar vermiş olan gençler var çünkü orada. İyi ki oradalar.

Videoyu iki defa izledim. Habib’in gözlerinin içine bakarak izledim. Çünkü ancak böyle izlenmeli !

Diyor ki; “ailem bana destek oluyordu ama yaşam koşullarımız buna engel oluyor çoğu zaman…”

ve anlatmaya devam ediyor:

“Okul sonralarında ailemin yanına giderek onlara yardımcı oluyorum. Koyun otlatmaya gittiğimde yanıma ders kitaplarımı da alıyorum. Yaşam şartlarımız gerçekten çok çok zor. Ama bu zor koşullara rağmen asla pes etmedim. Başardım. Okul dışında köye geldiğim zamanlarda ders çalışmaya hiç fırsatım olmuyor. Bu yüzden dersi derste dinlemeye çalışıyorum. Ailem her ne kadar bana destek olsa da, yaşam koşullarımız buna engel oluyor. Yine de genellikle koyun otlatmaya gittiğim zamanlarda heybeme bir kitap ya da bir test mutlaka koyuyorum. Koyun güderken fırsat bulduğum ilk anda test çözüyorum ya da kitap okuyorum. Hayatımdan memnunum ama mesleğimizden memnun değilim. Çok yoruluyorum. Buna mecburum“.

Mahir ile benzer bir hikaye Habib’in ki…

Konuya ruhsal zeka perspektifinden bakacak olursak ise; halinden şikayet etmeyecek, hayatımdan memnunum diyecek kadar yaşından olgun, temiz kalpli, yeteneğin zaman ve mekan ile sınırlı olmadığını bize ispat eden, tokgözlü ve Allah’ın ilmiyle mükafatlandırdığı belki de en önemlisi halinden hoşnut olma idrakı ile bu küçük yaşta tefekkür ettirdikleri var. Ne mutlu onlara, layık görülmüşler…Yine tekrarlıyorum; nice Mahir’ler, nice Ezgi’ler, nice Habib’ler var. Bir gün onları mutlaka teker teker duyacağız, bileceğiz ve göreceğiz. Tüm kalbimle ve ruhumla inanıyorum buna.

Ne kadar güzel ki, bu sabah güne seninle başladım genç arkadaşım…

Bana bir kez daha “Banu, kendine gel ve herşeye herkese rağmen kalbinin ve ruhunun ışığına güven ve başkalarının yeteneğini, potansiyelini, hayatını küçültmesine izin verme. Ruhunu ve ışığını parlatmaya devam et” mesajını hissettim. Teşekkür ederim.

Bir kez daha anladım ki;

Mesajlar, onları almaya hazır olduğunda, ORADADIRLAR. Bakma, GÖR. Sen de ANLA.

Habib Bitkin’in ailesine ve nice Habib’lerin ailelerine selam olsun.

Başta Sayın Ahmet Şadan Ersoy nezdinde sevgili Çemişgezek‘e de selam ve saygılarımı gönderiyorum. Ne mutlu size…

Not: Bu yazıyı okuyun ancak okumakta yetinmeyin paylaşın çoğalsın bu gençlerimizle gurur duymak icin daha çok vesilemiz olsun.