Liderlik Ruhu’nun nar-ı hakikatinden yani tam anlamıyla gerçek bir liderlik ruhundan bahsedebilmek için evvela istidat ve kabiliyet kavramlarını açıklamak gerektiğini düşünüyorum. Nitekim her ruhun bir istidadı ve kendisinde mevcut olan kabiliyetleri vardır. İstidat ve kabiliyet ince bir farkla birbirinden ayrılır. İstidadı bir nevi “ilahi bilgi”, “öz bilgi” olarak yorumlayabiliriz. 

İstidat ve Kabiliyet ne demektir?

İstidat (Ayan-ı Sabite), bir şeyi yapma/yapabilme yetisidir. Düşünce yapımızdır. Gelişmeye ve geliştirilmeye müsait olan yetilerimiz, becerilerimiz, özelliklerimizdir. İçimizde doğuştan taşıdığımız potansiyeldir. İmkanlar dahilinde, irade/bilinç/farkındalık/eğitim ve çevrenin etkisi ile gelişir ve genişler.

Kabiliyet (yetenek) ise, insanın dışarıdan yani çevreden gelen etkileri alabilmesi/kabul edebilmesidir. Doğuştan gelen potansiyelin en üst seviyede kullanılmasıdır. Yetenek mevzusunda ruhsal ve zihinsel güç önemlidir.

Örneğin, Einstein gibi, Newton gibi, Pasteur gibi insanlar veya dergilerde okuduğunuz, konferanslarda dinlediğiniz size başarılarını, yaptıklarını anlatan insanlar da, iş adamları da, bilim adamları da bizler gibidir, ayrıcalıkları yoktur. Ancak sıradan insanlardan ayrışan farkları şu olabilir:

Onlar düşünme kapasiteleri ve potansiyelleri çerçevesinde genişlemeye çalışmış ve bunu başarmışlardır. Bir önceki sayfada bahsettiğimiz on bin saat çalışma örneği gibi. Başarısına ve yaptığı işlere imrendiğiniz; amma velakin “Ben onlar gibi olamam”, “Ben onun gibi olamam”, “Ben onun yaptığı gibi yapamam, başaramam” dediğiniz her kim var ise çalışarak, gayret ederek, emek vererek, hedefleriniz için yılmadan alın teri dökerek o insanlar gibi olabilirsiniz. Bu insanları gözünüzde çok büyütmeyin. Hiç kimseyi gözünüzde büyütmeyin. Bu insanlar lider ruh’ları çerçevesinde kabiliyetlerini çalışarak artırmışlardır.

Ruhsal güçler artıkça, mahiyet ve bilinç genişledikçe, beceriler çoğaldıkça insanın iş kuvveti de artar. Ve bu insanlar potansiyelleri ve kabiliyetleri doğrultusunda hem maddi hem manevi yüksek makamlara sahip olurlar.

Sahip olduğumuz öz cevherimiz, daha biz dünyaya gelmeden bize programlanır ve bu program dahilinde istidadımız ve kabiliyetlerimiz gelişir. Öz cevherimiz ayan-ı sabitemizle yani düşünme yapımızla ve potansiyelimizle bize nasip edilir. İnsanın kendinde var olan istidat ve kabiliyetleri ortaya çıkarması ve fiziki olarak vücuda getirmesi beyninin gelişmesi ile olur. Nitekim bir insanda ortaya çıkan bilinçte, onun istidadı kadardır.

İstidat olmadan kabiliyet kullanılamaz. İstidat, kabiliyet yemeğinin malzemesidir. Malzememiz ne kadar kaliteli olursa, yapılan yemekte o kadar lezzetli olur. Malzememiz olmadan yemek yapamayız. Kabiliyet ise, istidatımızın çerçevesi/potansiyeli kadardır.

Yetenek bir vergidir, bir hediyedir.

Yetenek, onu kullanmıyorsunuz diye kaybolmaz sadece “atıl” kalır. Yetenek, insana illaki okullarda ve sonradan verilemez. Dışarıdan ilave edilemez. Okullar ve eğitimler sadece içimizdekini ortaya çıkarmamıza, geliştirmemize yardım eder. Yeteneklerimizi fark edip kullanırsak ve bunu muhtelif eğitimlerle desteklersek geliştiririz. Yeteneklerimiz, onları hep kullanıyorsak daha da büyür ve gelişirler. Bizi de büyütür ve geliştirirler. Hayatımızı yeteneklerimiz üstüne kurgularsak bizi geçindirirler. Çünkü bize maddi manevi kazandırırlar. Yetenekleriniz doğrultusunda kalbinizdeki işi yapın, bereketi gelecektir cümlesinin gerçek anlamı budur.

Kanalımdaki bu yeni videoda bu konuları ele aldım 🙂
Keyifli seyirler, abone olmayı unutmayın…

Sevgiler