Bir Ramazan bayramına daha varmak ve geçirmek kısmet oldu. Bugün bayramın son günü ve akşam saatleri.

Bu bayramın herkes için iyi geçmiş olmasını umuyorum diyeceğim ancak öyle olmadığını çok iyi biliyorum.

Bu bayramda, deniz, kumsal, huzur, mutluluk bu tadında paylaşımlar yapamamış olan nice insanlar oldu. Kimileri hastaydı belki kimileri üzgün. Kimileri dünyanın bir yerlerinde farklı hisler içindeydi. Kimileri ise, dekolteleri ile pozlar paylaştı ve gülen yüzleri ile arzı endam ettiler. Herkesin hayatı kendinedir elbet buna denilebilecek tek söz yok ancak pek çok şey düşündüm bu bayram. Belki de farkettim.

Şükürler olsun ki, ruhumdan geçenler parmaklarımdan süzülerek sizinle buluyor tam 8 yıldır.

Bunun için Yaradan’a ne kadar teşekkür etsem az.

Ne mutlu ki, sadece işten eve, evden işe bir hayatım yok ve farkettiğim yeteneklerim var, yapabildiklerim, üretebildiklerim belki de tefekkür edebildiklerim var.

Şunu demek isterim ki; hayatınız sadece iş-ev/ev-iş olmasın, bunu da şükür elbet para gerek hepimize, ancak sadece bu olmamalı. Neye yeteneklisin, başka neler yapabilirsin bunları da farketmen gerek. Başka yapabildiğin bir şey yok ise yazık hatta eyvah eyvah…

Anladığım veya anlayamadığım herşey için teşekkür etmem gerekiyor çünkü biliyorum ki, ilim Allah’ın izniyledir.

O istediğine bunu nasip eder.

Hatasız insan yok, mükemmel insan yok. Çünkü “kul” bu! Neticede kusurlu bir varlık.

150187-Islam-Iran-sunset-Islamic_architecture-Mosque

Nasiple kavga edilmez. 

Bundan yıllar önce üniversitede okurken, bindiğim deniz otobüsünde yanına oturduğum ve adının Yıldız olduğunu sonradan öğrendim beyaz saçlı hanım elindeki kitabı okuyordu. Gayri ihtiyari baktım okuduğu sayfaya; ve o andan itibaren bana hayatımda yepyeni bir kapı açılacaktı. Tam 18 yıl oluyor. 18 yıldır bu yolculukla ama öyle ama böyle varım.

Kitabın sayfasında yazan ise şuydu; “Kaderin karşısında ölü gibi ol”

Bakakaldım cümleye. Özür dileyerek kitabın ismini sordum hanıma. Kapağını çevirdi ve bana gösterdi. Sonradan Gavs-ı Azam olduğunu öğreneceğim A.Geylani’nin Futuhul Ğayb isimli kitabıydı bu. Hemen aldım kitabı ve başladım okumaya. O günden bu güne nice kitaplar, nice konular, nice yazılar geçti.

Bunun için ne kadar teşekkür etsem yetmez. Hiç bir zaman yetmez.

Bu yazıyı okuyan sana diyeceğim en önemli şey nedir biliyor musun; kaderin karşısında ölü gibi ol. Sen bilemezsin ilahi nizamın senin için planını. Üzülüyorsun belki, çok acı da çekiyor olabilirsin. Bugünle, bu anla kısıtlı düşünme. Evrenin boyutları senin benim hiçbir insan dimağının algılayamayacağı kadar büyük ve derin. Allah’a güven. Onun mutlak adaletine güven.

Hayat yoruyor evet. Ama hatırla, bu bayramı belki senin kadar şanslı geçirememiş olanları.

Ve gökyüzüne bak, bulutlara, çiçeklere, geceye gündüze, olmaz dediğin şeylerin oluşuna, mucizelere, hayvanlara, hayata bak…

Hayatta hiçbir şey tesadüf değildir. Hiçbir şey !

Kalıcı değiliz, ne sen ne de ben. Günahsız da değiliz.

Plan yapmak mı?

Sanırım gereksiz. Dile elbet, iste elbet, arzu et elbet.

Ancak karar senin değildir. Dileğin her ne ise ona layık olmadığın sürece sana verilmeyecektir.

Çünkü hayatın ince mevzusu bu.

Ne istiyorsan ona layık olabilmeyi de dilemeyi unutma !

Dışarıdan parlak gördüğün kişi, durum ne varsa, sen bilemezsin onun için ne bedeller ödediğini, hangi acıları çektiğini, nerede doğru şeyleri yaptığını…Sen bilemezsin bunun onun ne gibi bir sınavı olduğunu…

“Kalbine ilham edilmiş bir düşüncen olduğunda, ona güvenmeli ve eyleme geçmelisin” (Secret)

Kalbin Yaradan’la bağındır. Onu sağlam tut. İnceltme, koparma.

Ona hangi anda ne şekilde ihtiyacın olacağını bilemezsin. Ve eğer kalbine gereken özeni göstermezsen, onun dilinden anlayamazsan, hayatı kendine zindan edersin. Onun dilini anla ve onu dinle.