İnanıyorum ki, samimi dua herşeyi çözer.

Anlıyorum ki; olacak olan şeyler zaten olur.

Görüyorum ki; içtenlik donmuş kalbi bile ısıtır.

İnanıyorum ki; kalbinin ta narından istediklerin seni bulur.

Anlıyorum ki; senden ayrılması gereken ayrılır.

Görüyorum ki; geride bırakman gereken herşey geride kalır.

İnanıyorum ki; dökülen her bir gözyaşı karşılığında yürekten sevincin teminatıdır.

Çözüyorum ki; öğrenmen gerekenleri sana öğreten var.

Anlıyorum ki; huzuru ve aşkı tadabilmen için ona layık olman gerekir.

Hissediyorum ki; güzel günler yakın…

Herşeye rağmen…

Her bitişe, her başlangıça, her kedere, her zorluga rağmen…

Yeter ki; ruhunun sahibini BİL.

Ona sığın. Çünkü ona sığınan karanlıklardan kurtulur.

Hep yaşayamazsın, hep ölemezsin. Her an ölür, her an dirilirsin.

“Sen elmayı sever, çamurlu toprağı sevmezsen gerçekten elmayı sevmiş olmazsın” diyor sevdiğim bir cümle.

Çünkü çamurlu toprak olmasaydı, elma olmazdı. Karanlığı yok edersen, aydınlık da görülmez.

“Gündüz göz yummakla gece olmaz. Gözünü kapayan yalnız kendine gece yapar” der Bediüzzaman.

Heyecanla koşa koşa gelen enerjiler vardır. Onu sakinleştir. Kanalize et. Ancak uyanıksan yapabilirsin.

Sana uymayan veya farklı gelen bir durumu da, kişiyi de gördüğünde ne kına ne de özdeşleş.

Sadece uyanık ol ve izle. Sana ne demek istiyor?

Neden o kişiyi ya da durumu gördün?

“Hiç kimse, yapmakta olduklarına karşılık olarak, onlar icin saklanan göz aydınlıklarını bilemez” (Secde/17)

Seni senden koparan her duygu, seni sana yeniden verebilir.

Ateş gibi !

Yemek te yapabilirsin, ısınabilirsin de, evi de yakabilirsin. Neyle yaklaştığına bağlı !

Sen iyiye güzele, iyiyle güzelle yaklaş. Herşey zıddı ile var.

O zaman nasıl anlamı olur gündüzün, yazın, güneşin, gece, kış ve karanlık olmazsa?

Gözünü kapatıp sadece kendine gece yapma! Çünkü sen gündüzü gece, geceyi gündüz yapamazsın.

Necip Fazıl’ın dediği gibi; “Siz bir sarrafın bağırdığını duydunuz mu? Kıymetli malı olanlar bağırmaz.”

Kıymetli olanı anlamak icin o değeri yorumlayabilmek gerek. Aradaki farkı bileceksin ki; ayırd edebilesin. Eğer gerçek kıymetli olanı bilip tanıyamazsan, denk geldiğinin ne olduğunu da anlayamazsın. Eline gelen eğer elmas ise ve fakat sen onu sıradan bir cam sanarsan bu senin sarraf olmadığını gösterir.

“Bil ki atların önüne inciler serilmez.
Mücevherlerden sarraflar anlar ancak, başkası bilmez.
Ne farkeder ki kör insan icin elmas da bir cam da.
Sana bakan bir kör ise, sakın kendini camdan sanma” (Rumi)

Herkes ve herşey ait olduğu doğasında ve gercek ortamında değerlidir.