Yazılarımı okuyanların hepsinin bileceği üzere her zaman söylediğim ve savunduğum bir şey var. Motomot, rutin, deneylerle, istatistiklerle, hesaplarla bir yere varılmaz. Bir yere gidilir elbet ancak  bir yere varılır mı? Cevap bence muamma. İçinde ruh olmayan hiçbir şey hiçbir yere var(-a-)maz. Bu bir ürün, bir marka, bir program, bir eğitim, bir proje veya bir yazı olabilir. Bir yere varan, bir başarı kazanan her şeyin içinde onu taşıyan bir RUH vardır.

Deneyler, istatistikler, hesaplar elbet yol gösterici olabilir kabul ama başlı başına tek kaynak olarak kabul edilmemeli. Asıl o zaman her şey yavan bir hal alır. Manaya kavuşmaz, manayla buluşmaz.  Onun için bir şeylerin teorisini, kuramını, şusunu, busunu bilmek mühimdir ancak yeterli değildir. Bu durum onun arabası var güzel mi güzel, maalesef ruh’u yoka döner.

Kuramını bildiğin şeyi sen hayatında ne kadar uyguluyorsun?

Raporlarını okuduğun şeyi sen ne kadar yorumluyorsun?

Kuram, ekol…vs. bilmesenizde eğer yeterince gelişmiş bir algı seviyeniz ve sezgi gücünüz varsa, içgüdülerinizle yol almak konusunda en az hayvanlar kadar başarılıysanız doğru ilerleyeceksiniz demektir.

Eski zamanlarda insanların sadece yetenekleri varmış. Leonardo da Vinci, eminim şu anda iş görüşmesine gitse ona bin kusur bulurlardı, 5 sınava sokar sonunda hayatta başarılar diyerek elerlerdi veya güzel sanatlara girmek için özel yetenek sınavından geçemezdi veyahut hadi girdi okudu mezun oldu diyelim, iş bulamazdı. Traji komik garip ama gerçeklik payı yüksek? Şu anda da nice Vinci’ler vardır dünyada, olmaz olur mu? Ama Allah bilir nerelerdeler, neden kendilerini gösteremiyorlar?

Tarihten birkaç örnek vereyim; Pasteur hepinizin bildiği dünyanın en ünlü kimyacısı ama ortaokul ve lisede kimyadan hep zayıf alırmış. Tıpkı fizik dahisi olan ama okulda fizik dersinden kalan A.Einstein gibi. Sonra ne olmuş bu adamlara? Pasteur kuduz hastalığının çaresini ve pastörize gıdaları keşfetti, Einstein ise fiziği yeni baştan yazdı. Demek ki, zayıf olunan dersler gerçek yeteneğin bir ifadesi bile olamıyormuş.

Başka bir örnek, yine hepinizin bildiği gibi Beethoven sağırdı. Özgürlüğüne düşkündü, cesurdu. Avusturya Prensi sarayında Napolyon onuruna kendilerine çalmasını istiyor. Napolyon’un kendini imparator ilan etmesi Beethoven’ı sinirlendiriyor. Ve bu kendini beğenmişliğe karşı sarayda çalmayacağını söylüyor. Prens onu tehtid ediyor. Beethoven kendisini tehtid eden Avusturya Prensi’ne şu mektubu yazıyor : 

“Prens, sen bugünkü halini böyle doğmuş olmana borçlusun. Bense kendimi yetiştirdim. Bugüne kadar yeryüzünden binlerce prens geldi geçti, bundan sonra da binlercesi gelip geçecek. Ama ne gariptir, hiçbirinin ismi bilinmez. Fakat yeryüzünde bir tek Beethoven vardır.” **

Tavır herşeydir. Tavır almak zordur, muhafaza etmek daha zordur. Bu nedenledir ki, tavırlı olan herşey ayrışır. Tavırlı olan herşey etkileyicidir. Cesaret gerektirir. Farklılığını ve benzersizliğini ortaya koymak demektir. Tavırlı olmak, kendi ruhuna sonuna kadar sahip çıkmak demektir. Bu bir firma için de, bir kişi için de, bir marka için de geçerlidir.

Köleliği kaldıran adam A.Lincoln’nun ise 52 yaşında ABD Başkanı seçilmeden önce girdiği 6 seçimi de kaybetmesi bize ne gösteriyor? Şeçimleri kazanamamış olması Lincoln’un seneler önce savunduğu hayat görüşü ve felsefesinin noksan olduğunu mu ifade eder? Alakası bile yoktur, görünürde hayata ait durumların kısıtlayıcı çerçevesi içerisinde alınan bazı sonuçlar insanın kendisini ve potansiyelini ifade etmeyebilir.

Şu anda bu yazdıklarım diplomasız doktorluk yapın, eczane açın…vs. anlamına gelmiyor elbette. Sadece bazı mesleklerin veya yeteneklerin illa belgelendirilmeleri gerekmemeli şahsi fikrime göre. Yani o zaman ben bir tek kağıda, kartona bakarım, yeteneğe bakmam demek olur. Mesela bir ressam, mesela bir satışçı, mesela bir tüccar, mesela bir müzisyen ya da bir yazar. Hepsi birer yetenektir. Okullardan da ötedir, onlardan bağımsızdır. Tüm bunlar RUH’taki yeteneğe ve tekamül kaynağına hizmet eder. İnsana bahşedilmiş birer armağandır.

Belgesini, diplomasını aldığınız her şey, size ait olan varolan yeteneğinizde ruhunuza dokunacak ve katkı sağlayacaksa o belgeyi veya diplomayı alın. Yoksa gerçek bir “yetenek” belgelenmekten imtinadır. Mekanlardan ve durumlardan bağımsızdır.

** Kısa Alıntı : Zorluklara rağmen başaranlar – Ö.Faruk Reca