Bu yazıya ilham veren videoyu geçen hafta izledim. Ve çok beğendim.

Videonun ismi ; Eksik parça büyük O ile karşılaşıyor.

Hayatımızda yaşadıklarımızı ne de güzel anlatıyordu.

İnsan olarak hepimizin beklentisi aynı aslında.

Sevgi, saygı, ilgi, nezaket, önem, değer…

Eksik hissettiğimiz yanımızın tamamlanma duygusunu, hazzını hissedebilmek.

Yaş aldıkça bir şeyleri daha iyi anlıyorsa insan…hatta anladığını da anlıyorsa ?
Yürünen yollar çok olduğu kadar da yoksa…Bir şeyleri bilmek lütuf mudur yoksa ceza mı?
Ne olursa nasıl olursa, nasıl yaşanırsa yaşansın yaşam bir şekilde örseliyor insanı.

Bu hızlı, aşındırıcı, hedonistik teflon çağında; hiç birşey olmamış gibi yola devam etmeye çalışmak, kalbini dinlememek veya ruhunun sesine kulak vermemek her koşulda her seviyede bir şekilde varolmaya çalışmak yorar insanı.

Hayat bir marangoz misalidir.

Kulağının arkasına tutturulmuş küçük kurşun kalemi ile bu maharetli marangoz ara sıra boyumuzun ölçüsünü alır. Çizer, hesaplar, bakar. Sonra da baslar köşeleri yuvarlamaya, kesmeye, biçmeye…

Sonra durur bakar istediği gibi olmuş mu?
Olmamışsak vay halimize, boyumuzun ölçüsü yine alınacak demektir 🙂

Hepimizin köşeleri var. Önemli olan köşelerin olması değil, önemli olan o köşeleri yuvarlamaya gayret içinde olmamız. Nitekim kader, gayrete aşıktır. Bunu bazen tek başına da yapamayız. Bazen bir işle, bazen bir aşkla, bazen başka bir insanın yardımıyla, bazen yaşadıklarımızı neden yaşadığımızı idrak ettiğimiz de yaparız. Amma velakin yaprak olmaya niyet etmiş isek; su bize yardım edecektir.

Videodaki eksik parça, hayatta karşılaştığımız durumların güzel bir metaforu.

Bazen karşımızdaki insanların, çevremizin, olayların görünenlerine değil görünmeyenlerine bakmamız/bakabilmemiz gerekir.

Bazen sadece olmasını istemek yetmeyebilir, ne zaman ki farklı açılardan bakmayı keşfedebilir hatta bunu becerebiliriz o zaman değişir bazı şeyler hayatımızda. Tıpkı büyük O’nun, eksik parçaya şekline rağmen “yuvarlanabilirsin” demesi gibi.

Belki de mevcut hayatımız yapamayız sandığımız şeyleri hiç denemediğimiz için yapamıyor olma halimizdir.

Elbette her zaman her şey yolunda gitmez. Aslında iyi ki de her şey her zaman tıkırında gitmiyor çünkü insanı geliştirip büyüten o tıkırından çıkan şeylerle oluyor.

İnsan, herşey yolunda giderken sizce gelişebilir mi?

Zorlanmadan, uyanmadan, sorgulamadan, farketmeden?

Sorunun cevabı hayır. Örneğin ben, geriye dönüp baktığımda tüm atılımlarımı, tüm sıçrayışlarımı zorlandığım zamanlardan sonra yaptığımı algılıyorum. Bu zamanlar meğerse; sıçramadan önce iyice geriye gitmek gibiymiş hayatımda.

ve eksik parça sonunda köşelerini yuvarlamayı başarabilmiştir.

Nitekim iki yarım bir bütün etmez. Bir bütün olabilmek için, iki bütün olmak gerekir.

Eksik parça büyük O ile karşılaşır günün birinde.

ve büyük O’nun içinde onunla karışır ve bir bütün olur.

Çünkü neye hazır isek, o da bizim için hazırdır.