Belki göremediklerini görmen, duyamadıklarını duyman içindir yaşadıkların…

Bir armağandır sana.

Çünkü ruhunun seviyeleri deneyimlediğin olaylar neticesinde yükselir veya aynı kalır.

İnsan şuuru kadar anlayabilir yaşadıklarını.

İdrakı kadar yorumlayabilir.

Güneşli havalarda anlayamazsın etrafını…

Sen değerlisin.

Bunu bil.

Kendinin değerini anla.

Onu koru.

Hiçbir haksızlık yoktur ki ilahi adalet ile düzelmeyen, dahi düzelmeyecek olan.

Sadece güven.

Yoluna kararsa bile senin ışığın vardır.

Ruhunun ışığı.

Bazen kör olursun göremezsin. Halbuki hayat her zaman sinyal verir, dörtlülerini açar.

Yolun karardığı zaman yanında kim olduğuna dikkat et.

Onlardır gerçek insanların.

Kim o ?

Kim onlar ?

Yolun kararsa da, yolun aydınlansa da o yolda elini tutacak olan.

Elini tutacak olanlar.

Seni gözbebeklerinin tam ortasından yakalayacak olanlar…

Hayat yolunda hep zaferlerle gittiğinde yanında birinin/birilerinin olması değildir mesele…

O en kolayıdır. Hatta en sıradanı…

Herşeyinle, belki tüm gerçeğinle, hayal ve hayat kırıklarınla, zaferlerinle, yenilgilerinle, kalbinle, saflığınla, doğrularınla, yalnışlarınla, acınla, gözyaşlarınla, hüzünlerinle seni sarıp kalbinin içine alan var mıdır odur meselen…

Herşey yolundayken hayat kolaydır sana ve etrafındakilere…

Oysa diğeri öğretir insana, diğeri gösterir.

Madalyonun karanlık yüzü, gerçeği bir ayna gibi sana gösterendir.

Hiçbir şey için mecbur değilsin bunu unutma.

Ne kalmak için ne gitmek için, ne varmak için, ne de dönmek için…

Hiçbir hesap yoktur kapanmayan.

Yolunda gitmeyen bir şeyler mi var? İmtihandasın. Farket.

Farket ki kurtulabilesin, çıkabilesin bu durumdan.

Kendine de haksızlık etme.

Zaman ver.

Suyun bir kanunu var. Ruhun bir kanunu var. Nizamın bir kanunu var.

Zaman denilen şey akar ve bir an gelir, sen bakarsın ve görürsün.

Ve yalnız değilsin. Bunu da hatırla.

Hatırla ki yolun aydınlansın.

Kalbinin içini bilene güven, başka şansın yok çünkü.

Kendini, hayatını yeni baştan inşa etmen gerekir bazen. Bu sana müthiş bir fırsattır.

İster ki, nasıl olmasını istiyorsan öyle tasarla kendini. Altüst et. Altını üstüne getir yaşamında ne varsa.

Korkmadan ek tohumlarını…Yeni hayatına kavuş.

“Batmayı, gözden kaybolmayı gördün ya, bir de doğmayı gör.

Güneş ve aya batmaktan hiç ziyan gelir mi?

Bu hal sana batmak, kaybolmak gibi görünse de, aslında bu hal doğmaktır, yeniden hayata kavuşmaktır.

Hangi tohum yere ekildi de bitmedi?”