Korkunun içinden geçmek zorundasın.

Belki dizlerin titriyor, belki boğazın kuruyor.

Ama bunu yapmalısın.

Onun içinden geçerken, ona karşı galip geleceğini tekrarlamalısın.

Korku yok.

Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Çünkü sen eski sen değilsin.

Büyüdün, geliştin, anladım, öğendin, acı çektin, ağladın, dua ettin, sevindin, yaşadın.

Sen eski sen değilsin.

Yaşadıkların yepyeni şeyler. Yaşayacakların da öyle…

Sen kalbinden geçenlerle yolunda yürümeye devam edeceksin.

Niyetini hep baki tutacaksın. Bileceksin ki, o niyeti sana ilham eden, ezeli ve ebedi olan Hayy Kayyum.

Ona güveneceksin.

Doğu bildiklerini kendi kalbinin ışığında parlatacaksın.

Bileceksin ki, o ışığı kalbine veren Vedud-ul Cami.

Ona dayanacaksın.

Yalnız hissetmeyen yok kendini şu dünyada…

Yalnız hissettiğinde onu daha fazla anacaksın.

Korkularının içinden geçerek daha da büyüyeceksin.

Bil ki, niyetini kalbini saflıkla açtığında açabildiğinde o enerji senden bile büyük.

Bil ki, kalplerin bir sahibi var.

Korkma.  Güvenmek zordur ama denemeden bilemezsin.

Korkunun içinden geçmek zorundasın.

Bunu yaptığında göreceksin ki, o gözünde büyüttüğün kocaman bir sismiş ve sen içinde yürüyüp çıkmışsın.

Korkma yürü.

Çıkacaksın bu sisin içinden.

Hem de eskisinden daha güçlü, eskisinden daha farkında, eskisinden daha kararlı ve eskisinden daha kendini tanımış olarak.

Korkma. Korku bir yalandır, hayaldir demişti hocamız D’Anna. Dürüstlük ise bazen acımasızdır.

Korkuların üstesinden gelmeye karar vermek, istikrarlı ve güçlü bir karşı koymayı getirir iradene.

Hayatını korkular belirlememeli.

Seçimlerini korkular belirlememeli.

Yaşamak istediğin ne varsa bunun için kendine bir söz vermelisin. Sonra bunun niyetini önce kendine, sonra kalbine ve en sonda aklına kabul ettirmeli ve yürümeye başlamalısın. Meşakkatlidir bu yol. Bunu bileceksin.

Kaldı ki;

Her zahmete kızar kinlenirsen, cilalanmadan nasıl parlayacaksın