Doğru bildiğin , yeteneklerinin olduğu işi yapacaksın.

Hatta “yetenekli olduğunu bildiğin işi” yapacaksın demek daha doğru.

Yürüdüğüm bu yola başladığım anı hatırlıyorum da…

Başkalarında esamesi okunmazken “bu bir şeyler yapıyor da, ne yapıyor böyle” ifadesiyle suratıma alık alık bakarlarken hatırlıyorum. Bir şeyler yazmaya başlamışım da, blog açmışım da, sonra bunun daha iyisi olmalı demişim de, profesyonel tasarımla revize etmişim de, çılgınlar gibi araştırmışım da, bu işler nasıl oluyor kavramaya çalışmışım da sonra hem website tasarım işini, profesyonel blog ve içerik yönetimi denen şeyin ne olduğunu cidden ve adam akıllı öğrenmişim de, startup gibi odak belirlemişim de, sonra kitap yazmışım da, eğitimler vermeye başlamışım da…vs.

O günlerde her şey güllük gülistanlık değildi elbet. Hayli zorlanmıştım. Sadece yeteneğim vardı. Ancak yeterince bilgi sahibi değildim. Alaylıydım bu konuda kısacası. Bir şeyleri içgüdüsel seziyor, analitik olarak gözlemleyebiliyor ve nasıl olması gerektiğini anlatabiliyordum. Fakat nasıl yapıldığını öğrenmeliydim. Bunu farkedince demek ki bu benim güçlü kaslarımdan dedim ve daha da üstüne gittim. Uğraştım, koşturdum. Sordum, soruşturdum, araştırdım. Blog nedir, nasıl sürdürülür, website tasarımı nedir, nasıl yapılır, profesyonel panel yönetimi nedir, sosyal medya yönetimi nasıl yapılır, içerik nasıl üretilir ve bunun dışında şu anda mesleki yetkinliklerim açısından bugün olduğum yerde olmama neden olan bir çok şey.  Bir insanın kendine yaptığı yatırım en kıymetli yatırımıdır. O zor zamanlarda, o emeklemelerde yanımda olmayanları, bana destek vermemiş olanları, bırakalım kuru tebriği ya da desteği ne yaptığımla dahi ilgilenmemiş olanları hayatımdan da, arkadaşlarım arasından da çıkardım ! Hafif ve sade oldu. Daha da iyi oldu. Bir yazımda kendinizi daha fit hissetmek istiyorsanız arkadaş oburu olmayın demiştim anımsayacak olanlarınız olabilir.

Başkaları sizden ilham almaya başladığında “marka” olursunuz.

Neden bir sürü ayı işi yapan kurum veya kişi var fakat içlerinden bazıları ayrışıyor sürüden?

Çünkü onları “farklı ve sürüden ayıran” bir şeyler var.

Bu başkaları görmeden görmek,

Bu başkaları yapmadan yapmak,

Bu başkaları söylemeden söylemek !

Bir şeyleri İLK yapan olmak bu.

Cesur olmak belki de tek başınalığı göze almak!

Aklındaki, kalbindeki ve ruhundakilerle, kafasından geçen onlarca şeyle, yapmak istedikleri ile, hayalleri ile yürüdüğü yolda tek başına olmayı göze almayan hiçbir kurum, kişi veya lider “ilham” verenlerden olamayacaktır.

Hiç bir zaman yetenekleriniz ile yapabileceklerinizden daha azı ile yetinmeyin. Hissediyorsan doğrusunu biliyorsun demektir. Caspar Henderson’un “The Book of Barely Imagıned Beings” kitabında yazdığı gibi; “Bir dağın büyüklüğü yüksekliği ile değil, tepesine çektiği ejderhalardan ölçülür”. İlham aldıklarını gördüklerime helali hoş olsun. Ancak el şaklatarak riyakar bir ikiyüzlülükle onları destekleyeceğimi, yaptıkları ile ilgilenebileceğimi veya destek verebileceğimi ise söyleyemeyeceğim.

Eğer ejderha çekemiyorsan yeterince büyük veya yeterince iyi değilsin demektir.

Banu Çakar