Blogu bir insanın çocuğu gibi…

Bakmak gerek, beslemek, ilgi vermek, sevgisini esirgememek…

Benim için de keza böyle.

Yazmak ise insanın hayatında başlı başına mesai harcanacak kadar değerli.

Üstünkörü yapamayacak kadar önemsediğim bir olgu.

Blogu bir insanın gazetesi gibi…

Okuyucuları da böylecek o kişinin hayatı, duyguları, fikirleri ve yaptıkları hakkında bilgi sahibi oluyorlar.

Bu yolculuğa ilk çıktığım andan bu yana öyle çok şey değişip evrildi ki…

İlk yazımı da hatırlıyorum, şu an size yazdığım bu yazıyı hatırlıyorum diyemeyeceğim keza onun tam içindeyim 🙂 Blog yolculuğum, kitabım ile daha da perçinlendi ve devam ediyor.

Bir blogun ne için kullanıldığı son derece önemli.

Yazarken ortaya karışık sallamadan nereye doğru yol alınmak istendiği çok önemli.

İnsan Kaynakları blogları sanırım yüzü geçmiştir.

Bundan çok eski değil, sadece 3-4 sene önce bir elin parmakları kadardı sadece. Belki o kadar bile yoktu sayıları.

Bir blogun insanın kendisine ve meslek hayatına katacakları çok kıymetli.

Ancak bu kişinin düzenli ve disiplinli bir emeğin karşılığında hak ettiği olmalı.

Kaliteli bir blog bir çok kapıyı açar.

Çünkü bloglar bir nevi uzmanlık gazeteciliğidir.

Kendi gazetenizi çıkarıyor ve yayınlıyorsunuz demektir.

Özen ister, dikkat ister, plan ister, vizyon ister.

Şimdi düşünün nasıl bir gazete yayınlıyorsunuz, neden bahsediyorsunuz, sizi neden okumalı okuyucu, ne veriyorsunuz?

Bu soruların cevaplarını bulmak ve vermektir mühim olan. Sadece yazmış olmak için yazmak değil.

Bana en çok tatmin veren tarafı ise, paylaşmak.

Çünkü bilgi ekmek gibidir. Paylaştıkça elinizdekini de bereketlendirir ve çoğaltırsınız.

Blogunuz sizi tanımlar.

Günceli ne kadar takip ettiğinizi, tasarımdan ne anladığınızı, bakış açınızı, gözünüzü, zekanızı, bilgeliğinizi tanımlar.

Benim bloğum nasıl bir blog diye sorulsa okuyucularının vereceği cevaplardır bu blogu tanımlayan.

Şu hayatta, okumadan öğrenmeden hiçbir şey olunmaz. Okumayan, öğrenmeyen, yaşadıklarını demleyemeyen, üretken olmayan ve bir o kadar da üşengeç olan blog yazarı olamaz.

Başarılı hiçbir insan yoktur ki; vardığı noktaya kolaylıkla ve rahatlıkla varmış olsun.

Bu nedenle blog yazarlığı da çok rahat ve kolay değildir. Araştırmak ister, çalışmak ister, üzerinde düşünmek ister, dünyaya bakmak ister, öngörü ister, bilgi ister, cesaret ister, kişilik ve tarz ister, ruh ister.

Çünkü blogu, kişinin hayat görüşünü, bakış açısını veya mesleki vizyonunu pazarlama aracıdır.

Bir insanın ruhunu besleyen ona iyi gelen bir uğraşısı olmalı. Yazmayı sevenler içinse, bunun en pratik ve verimli yoludur blog yazarlığı.

Blogunu alıp çok güzel yerlere taşımış olan da vardır, olduğu yerde sayıp tarihin tozlu sayfalarına karışmış olan da…

Şöyle bir özetleyecek olursak;

  • Hedef kitlen kim mühim
  • Neyi yazacağın, nasıl yazacağın mühim
  • Yazacak bilgi birikimin mühim
  • Hep okumak hep okumak durmadan okumak
  • Araştırmak ve gelişmek
  • Kişisel markana yatırım yapacaksan vizyonunun var mı yok mu? Mühim
  • Sosyal medya ile aran nasıl ? Bu mühim.
  • Reklam mühim.
  • Bir tarz sahibi olman mühim. Kendine özgü bir yazım dilin olmalı. Bunun için de kendini geliştirmen elbette.
  • Araklamakla, hep başkaları ne yazmış ona bakmakla başarılı bir blog olmazsın. Sen sensin, başkaları ise başkaları. Evvela kendine bakacaksın.
  • Kendini de, yazılarını da, hitabetini de konumlayacaksın.
  • Kendi etiketini kendin oluşturacak ve yolunda ona sahip çıkacaksın 🙂

Banu Çakar