Geçenlerde, bundan yedi sene önce Temmuz ayında alıp okumuş olduğum M.Sekman’ın “Her şey Seninle Başlar!”  isimli kitabı bir kez daha önüme geldi. Tekrar karıştırdım, tekrar okudum. Bu sefer yedi sene öncesinin çömezliğiyle değil, sindirerek gerçekten aklım ve kalbimle anlamaya çalışarak okudum.

Kitabın ilk sayfasına daha o vakitler Atilla İlhan’dan şu dizeleri yazmışım:

“Yaşantın küçüldü mü?

Yaşadım saymayacaksın,

Bitti sandıkları an,

Yeniden başlayacaksın.”

 

Ben de yeniden başladım ama bu sefer düşünerek başladım.

Ne çok şey olmuş hayatımının bu geçen yedi yılında. O zamanlarda kişisel gelişim adına ülkemizde nadir isimlerden biriydi Sekman, bu kadar da “koç” yoktu ortalıklarda…:) Şimdi şanslıyız her şeyin bi koçu var. Sırtımız yere gelmez.

Kitabın 76.sayfasındaki bir paragrafı çok anlamlı buldum :

“Vadideki herkes, zirveye çıkmak istemeyebilir. Bazıları istatistik insan olmayı seçer. Bu insanlar doğdukları zaman Devlet İstatistik Enstitüsü’ndeki görevli yeni doğanlar hanesine bir çarpı atar. Zamanlar evlenirler, evliler hanesine bir çarpı atılır. Sonra çocukları olur, o haneye bir çarpı atılır. En sonunda ölürler, ölenler hanesine bir çarpı atılır. İstatistik insanın varlığı ya da yokluğu sadece Devlet İstatistik Enstitüsü’nün rakamlarını değiştirir. Kendi hayatlarının dışına taşıp dünyada olumlu ve güçlü bir iz bırakmadan ölürler. Bu bir seçimdir ve saygı gösterilmelidir.”

Bu cümleleri yedi yıl evvel okuduğumdan daha güçlü anladığıma eminim artık. Çünkü ben bir istatistik insanı olmamayı seçtim. Belki de bu benim için seçilmiş. Her halükarda da son derece memnunum. Düşünürdüm, bundan beş altı yıl önce, derdim insana çizilen yol fiks menü, okula git, mezun ol, çalış, evlen, çocuğun olsun, anne-baba ol, emekli ol, yaşlan ve öl. Ben bu fiks menüyü yemek istemediğime çoktan karar vermiştim de o zamanlar (-gençlik başımda duman-) belki haberim yoktu J Ancak örneğin bir hayat arkadaşıyla mutlu yürümek en büyük isteklerimden biri, bu hiç değişmedi ama doğumu ve ölümü arasında olan yaşamı bir çarpıdan ibaret olan istatistik insanlarından biri olmak hedeflerimden değil !

Hayatımız, biz hangi yolda yürümek istersek o yönce bize deneyimler gösterir, yaşatır. Tüm bunlar bir tesadür değildir, vadiden zirveye ilerlerken bilgimiz ve deneyimlerimiz artar. Örneğin, bir oyuncu mu olmak istiyoruz, o yolda insanlarla karşılaşırız. Veya bir girişimci mi olmak istiyoruz o yönde deneyimlerle yolumuz kesişir. Ya da hangi mesleği yapmak istiyorsanız…

Ancak bazıları diğerlerinden biraz daha şanslıdır, zeminleri, imkanları daha uygun olarak dünyaya gelirler. Günümüzden bir örnekleme yapalım, mesela sayısız moda blog yazarı var. Bunların şüphesiz en bilindik olanı Buse Terim. Şöyle düşünelim, 90 doğumlu bir gencin, yeterli imkanı veya zemini olmasaydı/olamasaydı, İstanbul’un pahallı bir semtinde dayalı döşeli bir ofisi, yanında çalışanları, teknik altyapısı…vs. bu rahat imkanları olabilir miydi? Cevabını da hemen verelim, hayır olamazdı. Burada B.Terim sadece bir örnektir. Anlatmak istediğim, en az onun kadar yetenekli ve/veya başarılı cevherlerde vardır olmaz olur mu ancak hepsinin ismini bilmiyoruz, bilemiyoruz henüz değil mi? Çünkü hepsinin babası imparator değil 🙂 Bu kötü bir şeyde değil ayrıca. Start çizgisinden avantajlı olmak ve bunu kullanmaktır bu örnekle ifade ettiğim.

Peki ya start çizgisinden avantajlı olmayan/olamayan diğerleri ?

Diğer genç arkadaşlar veya insanlar, zemin ve imkanlar için tırnaklarıyla biraz daha hatta çokça tırmalamak zorundalar hayatı. Başka çare yok! Çünkü başarıya ancak bu şekilde ulaşabilmeleri mümkün.

Ne dersiniz, yanılıyor muyum?