Bir kurumda “eğitim” demek;  “Çalışanların, işin, ilişkilerin ve kişisel gelişimin yönetimi” dir. Geçtiğimiz yılın ve bu yılın konusu Sürekli Profesyonel Gelişim idi. Nitekim geçen sene Pearson Türkiye’nin davetlisi olarak “Amazing Minds” konferansına katılan dünyaca ünlü eğitmen ve koç George Pickering, günümüzün gerekliliği olarak eğitim sisteminin dijital öğrenme modelleriyle ciddi bir değişim geçirdiğini, klasik eğitimin yerini tamamen soru sormaya dayalı yeni bir anlayışın aldığını belirtmişti. Profesyonel yaşamda kariyer edinen kişilerin zaman içinde kendilerini geliştirmediğinde yeniliklerin gerisinde kalmaya mahkum olduğunu ifade ederek şöyle demişti :

“21 yüzyılda öğrenme sürekli devam eden bir yolculuk. Kurumsal ve bireysel anlamda faydalı olmak istiyorsak sürekli öğrenme sürecinin içinde olmalıyız. Buradaki kritik noktalardan biri de yöneticilerin kendilerini nasıl geliştireceği. Çok önemli bir konu çünkü başkaları kendini geliştirirken siz böyle bir eğilim içinde olmazsanız geride kalırsınız. Eğitmenler geribildirim alabilme konusunda iş hayatının yöneticilerinden daha şanslı çünkü öğrencilerinden geribildirim alabiliyorlar. Ancak üst düzey bir yöneticiyseniz geribildirim almanız zorlaşıyor. Yöneticilerin kendilerini geliştirmeleri için doğru şekilde geribildirim alabilecekleri ortamlara ihtiyaçları var.”

Bundan on yol önce web yoktu. Bundan 20 yıl önce şimdinin meslekleri yoktu. Dünya değişiyor. İş yaşamı değişiyor. Dünya web araçlarıyla artık yatay. Ne kadar verimli çalışırsanız o kadar para kazanacaksınız. Giderek yerden ve zamanda bağımsız olarak iş yapmaya daha çok başlayacağız.

İçinde bulunduğumuz çağ, içinde bulunduğumuz zamanın ruhu, farklı bir iş anlayışını ve beraberinde farklı bir eğitim anlayışını şart koşuyor.

Sabancı Üniversitesi EDU tarafından 3-4 Aralık 2013 tarihlerinde gerçekleştirilen World Evolving Corporate Universities Forum’da 10 yıl içinde İnsan Kaynakları alanında öne çıkan trendlerden biri kurumsal eğitimler ve liderlik ile ilgiliydi. Buna göre, teknoloji tabanlı eğitimler, internet ortamındaki ücretsiz üniversite eğitimleri, Youtube ve EdTed benzeri videolu öğrenme alternatifleri, kurumsal koçluk ve mentorluk uygulamaları giderek yaygınlaşıyor.

Dolayısıyla da iş dünyası da sadece ofiste, iş ortamında iş geliştirme, satış, yaratım, üretim yapmaktan vazgeçiyor ve yeni dünya koşullarına ve ihtiyaçlarına göre modellemeler geliştiriyorlar. Bunlardan en önemlisi de, MOOC (Massive Open Online Course / Kitlesel Açık Çevrimiçi Ders) olarak tanımlayabileceğim online eğitim gerçeği. Dolayısıyla artık “Internet ve Teknoloji”, başarılı bir kurumsal eğitim/akademi düzeninde önemli rol oynayan ve giderek daha fazla oynaması kaçınılmaz olan kilit bir oyuncu halinde. MOOC eğitim sektöründe (kurumsal eğitim de dahil) son iki yıldır ülkemizde gündeme oturdu. Çünkü online eğitimlerde son 1 yılda büyük hatta tahmin edilmeyen gelişmeler var. 2015 yılında MOOC’lar için çok ciddi atılımlar olacağı öngörülüyor.

Harvard, MIT, CalTech ve Texas üniversiteleri bu fenomeni geliştirmek ve yaygılaştırmak için söz vermiş bulunuyor. Sadece bu dört üniversitenin MOOC teknolojisine ve kitleselleştirilmesine 100 milyon doları aşkın bir bütçeyi önümüzdeki üç yıl içinde harcayacağı tahmin edilmekte. Dolayısıyla bir nevi “kaliteli eğitimin demokratikleştirilmesi” olarak tariflenebilecek olan online eğitimlere kurumların da kendi eğitim sistemlerini adapte etmemeleri düşünülemez. Bilindiği üzere, ülkemizde önemli partnerliklerle veya sadece kendileri olarak, bu pazara giriş yapmış olan kurumsal akademiler mevcut.

Bu büyük coğrafyalara yaygın şekilde çalışan kurumsal organizmalar için çok önemli bir eğitim enstürmanı. Keza online eğitimler, çalışana istediği yer ve zamanda bu eğitimleri alabilmesini sağlıyor. Çalışan sayısı onbinler ve üstü rakamlarla ifade edilen kurumlar da bu enstümandan faydalanıyor. Aras Kargo çalışanları için, Aras Akademi’de çalışanlarımızın mesleki ve kişisel eğitim ve gelişimleri amacıyla kullandığımız gibi.

Eğitim alanında sorumluluk yürüten bir İK profesyoneli olarak elbette yüz yüze ve birebir bir ortamın öğrenmenin önemli bir öğesi olduğuna inanıyorum. Ancak, “Otodidakt” olarak adlandırılan kendi başına yapılan düşünmelerle, araştırmalarla, tartışmalarla, çalışmalarla gerçekleşen öğrenme halini ve gerçeğini de yadsımamız imkansız. İşte online eğitimler/MOOC’lar, kurum içinde ve bizlerin kendi hayatlarında bu gerçeği destekliyor ve uygun zemini oluşturuyor. Tüm kurum çalışanlarının eğitimlerden fayda sağlayabilmeleri için İK’nın düsturu şu olmalı :

“Öğrenmelerini istiyorsak, bırakın kişiselleştirsinler, paylaşsınlar, eğlensinler…”

Yukarıda eklediğim video, yazımda bahsettiklerime paralel olarak İŞ HAYATLARIMIZIN GELECEĞİ hakkında 🙂 Gelecekte iş yaşamımızın nasıl olacağını, neden sadece bir diploma sahibi olmanın yetmeyeceğini, bilmemenin artık bir bahane olamayacağını, dünyanın web araçları ile nasıl yatay bir hale geldiğini ve neden eğitimin vizyonu online eğitimler olduğunu bizlere gösteriyor. Mutlaka izlenmeli 🙂

Yararlanılan bazı kaynaklar :

www.egitimtercihi.com

www.ufuktarhan.com

www.platinonline.com

www.coursera.org

www.sabanciuniv.edu