İddialı bir başlık olduğunun farkındayım 🙂

Her meslek grubunun gerekliliğine sonsuz inanan bir insanım.  Psikolojik terapilerin de psikiyatri tedavisinin de yeri bambaşka.

Ancak ben konuyu bir de şuradan ele almak istiyorum:

Şu bir gerçek ki, AÇEV haklı, aslında “7 yaş” çok geç! Sadece erken çocukluk eğitimi için değil, bir çok şey için.

Hayatımızın kararlarını çok sonraları aldığımızı sanıyor olsak ta, çekirdek inançlarımız çok küçük yaşlarımızdan geliyor aslında. Yaşamının herhangi bir döneminde, bir terapi süreci yaşamış herkes şunu deneyimlemiştir, eninde sonunda süreç seni çocukluğuna götürür! Öyle ya da böyle çocukluğuna inelim konseptli olmasa da kullanılan araç, son durak orada bir yerde olabilir.

Yetişkinlerin “o daha küçük” anlayışı ile belki de önemsemediği şartlarda, küçücük yaşlarda yaşanılanlardan bir karar verip onu içselleştirip yola devam edebiliyoruz. Yıllar sonra, sebebin başka bir şey olduğu varsayımı ile kapısını aşındırdığımız terapistimiz itinalı çalışmaları sonucunda konuyu en nihayetinde “haliyle” büyüdüğümüz çevreye, aileye, ebeveynlere getiriyor.

Emin olduğum bir şey var, o da her sağlıklı ebeveyn yaptığı doğru da olsa yanlış ta olsa “en iyi” bildiği şeyi yapar. O an için, yapabileceğinin en iyisini.

Peki koçlar ne yapar? Yoldaş olurlar, kişinin seçtiği yolda onunla birlikte yürürler. Karşısındaki çocuk bile olsa, onu tam ve bütün kabul ederler.

İşte tam da burada, koçlukla dünyanın en zor mesleği ebeveynlik birleşse ya?

İnsan beyni negatifi algılamıyor, koçluk bu yüzden hep pozitife dönüktür.

Yapma! Etme! Dokunma! Gitme! diyen klasik ebeveyn mi? Ben senin yanındayım, öncelikle sen ne istiyorsun diyen koç ebeveyn mi daha sevimli geliyor kulağa?

Üç yaşındaki çocuğa da koçluk olur mu?

Eğer bu üç yaşındaki çocuk, kavga eden anne babasını gözlemleyip, 10 dakika sonra kendi minik “aklınca” evlilik fotoğraflarını getirip ellerine tutuşturarak mesaj vermeye çalışabiliyorsa, pekala koçluk bakış açısı ile hareket edebilen ebeveynleri de hak ediyordur.

Her yaptığı –yanlış bile olsa- alkışlanan çocuklar şımarık doyumsuz olabiliyor, eleştirilip bastırılan çocuklar da onaylanmaya muhtaç ya da takıntılı olabiliyor. Zihni, ruhu henüz kirlenmemiş, umudu enerjisi neşesi bol olan, aslında “tüm bilgilere haiz” güzel çocuklara, bilinçli koç kimliğe ile yaklaşılsa eminim büyüdüklerinde tükenme, yalnızlaşma özgüvensiz olma riskleri azalır.

Koçluk denince bir çoğumuz iş hayatı, yönetim, yönetici koçluğu kelimeleri ile bolca sinaps oluşturur olduk. Asıl başlangıç, yaşamın ilk adımları toplumun temeli aile ile olsa?

Bence koçluk her eve girmeli, öncelikle evde başlamalı. Anneler babalar klasik ebeveynlik ile doğru bildiklerini dikte ettirmek, kendi korkularını çocuklarında inşa etmek yerine koç bakış açısı ile gerçek “özgürlüğü” yaşatabilirler.

Koç anne-babaların sayısı arttıkça, bugünün çocukları, geleceğin yetişkinleri için çok heyecanlıyım!