GfK Türkiye tarafından finans, reklam, hızlı tüketim, Telekom, medikal, parekende gibi pek çok sektörde 483 pazarlama profesyoneli ile yapılan araştırmada yükselen yatırım alanları arasında;

%53 ile “dijital pazarlama” 1.sırada yer alırken,

2. sırada %52 ile “sosyal medya iletişim çalışmaları”,

3.sırada % 40 ile “yeni teknolojilerin kullanımına ilişkin çalışmalar” yer alıyor.

Bloglar listede ilk on içinde %17 lik oranla 9.sırada yerini alıyor.

Dünya’da ki önemine rağmen Türkiye’de “blog” kavramının tanınmaya ve blogların oluşturulmasına 2006’dan sonra başlandığını söyleyebiliriz. Kurumsal blog yapısının şu anda belli başlı olanların dışında, halihazırda bir çok şirkete uzak geldiğini ve stratejik olarak böyle bir oluşum kurup kurmayacakları konusunda endişeleri olduğunu gözlemliyorum. Nitekim bu konu ile ilgili görüşlerimi Kariyer.net dergisi Eylül 2013 sayısında yayınlanan “Yoksa sizin hala bir kurumsal blogunuz yok mu?” başlıklı yazımda da ifade etmiştim.

David Meerman Scoot, “Global Tezahürat – Pazarlama ve İletişimin Yeni Kuralları” kitabında, “blog” ları ciddi bir büyütece almış ve konuyu şu şekilde ifade etmiş;

“Şirketlerle birlikte bir blog stratejisi geliştirme konusu üzerinde çalışırken insanların blog yayınlamaları (ya da yayınlamamaları) ve bloglara yorum göndermeleri (ya da göndermemeleri) konusunda organizasyonların içinde bir panik havası gözlemliyorum. Tıpkı 1980’lerde işyerlerine kişisel bilgisayarların girmesi ve 1990’ların internet ve e-posta tartışmalarının yankılanışı üzerine strese girmeleri gibi şirket yöneticileri şimdi de bloglar konusunda bir bardak suda fırtına koparıyor gibi görünüyorlar.”

25 Eylül’de İstanbul Marriot Otel’de düzenlenen CTN İK Konferansının konuşmacılarından olan British American Tobacco (BAT) Pazarlama Yetenekleri Geliştirme Müdürü Güven Altaş, kurumlarında yaklaşık 2,5 yıldır blog uygulaması yaptıklarını ve admin olmadan yapılan bu uygulama ile insanların çok çeşitli yeteneklerini keşfettikleri mükemmel bir platform kazandıklarını belirtti.

Dolayısıyla aslında kurumlara tavsiyeler basit; mutlaka bu konuda ilkeleri olmalı. Kurum için bunu bir bloglama etiği olarakta düşünebiliriz. Bu ilkeler arasında örneğin, çalışanların birbirlerini cinsel açıdan taciz edemeyecekleri, konumları gereği sahip oldukları şirkete ait gizli bilgileri ifşa edemeyecekleri, kurum içi bilgileri satamayacakları, teklif vermek ve/veya piyasa fiyatlarını etkilemek adına herhangi bir harekette bulamayacakları gibi kurallar yer alabilir. Kurumsal blog yapısı kurgulanırken insanların davranış şekillerine odaklanmak daha başarılı sonuç verecektir.

Bir başka tarzda şu olabilir: Kurumsal olarak blog yapısı kurulurken, blogta yazılanların hiçbirinin kurumu bağlamadığı, kurumun bakış açısını ve politikasını ifade etmediği tamamen kişisel görüşlerden oluştuğu ve kurumu bağlayıcı hiçbir bağlantı olmayacağı da belirtilebilir. Bu da başarılı başka bir yapı kurgusu olabilir.

Burada yapılmaması gereken en önemli nokta, kişilerin blogta yazı yazarken, yazdıklarını önce şirketin blog yönetimden sorumlu bölümü ne ise (bu kurumsal iletişim veya insan kaynakları olabilir), bu bölümün yetkililerine göstermek ve onay almak zorunda bırakılmamalarıdır. Bu son derece hatalıdır. Önemli olan, BAT örneğinde olduğu gibi serbestçe yayınlamak ve ileri görüşlü bir kurum vizyonu olduğunu göstermektir.