Yakışıklı, iyi eğitimli, kariyer sahibi ama yalnızlar. Neden kısa süreli aşklar yaşayıp ciddi adımlar atmaktan kaçıyorlar. Bekar erkekler nasıl aşk arıyor, aşktan ne bekliyor?

Erkeklerin hayatı günümüzde 3 bölüme ayrılıyor. 30’a kadar heyecanlı aşklar yaşıyorlar. İlk aşkları önemli. 30’larına doğru daha durgunlaşıp ‘hala birileriyle çıkmalı mıyım’ yoksa ‘Bağlanmalı mıyım’ diye düşünmeye başlıyorlar. Bu süreç 40’ından sonra uzarsa evlenmeleri çok zor oluyor.

İşte erkeklere göre birini bulmak ve bağlanmak için 4 neden :

1. Hiç kimse hayatını tekrar tekrar anlatmaktan hoşlanmaz. Her yeni buluşma ise buradan başlar. Anlattığı şeyleri yeniden yeniden anlatmak zorunda kalır. Bu nedenle birine bağlanmak iyidir.

Bence bu durum sadece erkekler için değil, kadınlar içinde geçerli…Yani aynı şeyleri tekrar tekrar anlatmak yada her defasında kendini tanıtma ve  karşındakini tanıma zamanı cinsiyet ayrımı olmaksızın kime sorsanız can sıkıcı sayılır. O aşamada yaşanan türlü sancı, kavga ve tartışmalarda cabası…

2. Aynı kadınla uyumak farklı kadınlarla uyumaktan daha güvenlidir.

Çok güzel bir söz aklıma geldi bunu okuyunca; “Çok kadın, hiç kadındır.” Erkekler sanırlar ki çokça kadınla birlikte olmak onları daha çok mutlu edecek. Her kadında umutsuzca aradıkları kendileridir galiba. Ama ne aradıkları bilmeden aradıkları için, bulamadan geçer zamanları…

3. Erkekler biraz hayalperesttir. “Hayal gücümle bu kaşığı kıvırabilirim’ manasında değil ancak kesinlikle “Ben çok iyi şoförüm” anlamında. Erkekler de kadınların onların ne kadar çılgın ve iyi olduğunu söylemesine ihtiyaç duyarlar.

Bkz. Erkekleri ve egolarını idare etme sanatı 🙂

4. ‘Acaba gay mi’ söylentisi çıkmaması için bekar erkeğin birine bağlanması gerekir.

Mac’te makyaj yaptıran erkek! gördükten sonra bu maddeye katılmam lazım…:)

4419da891534618cc0e31e6615d3cfad--navy-pants-navy-chinos

Gelelim sadece flört etmek, eğlenmek yani bağlanmamak için 4 nedene :

1. Yeni bir kadın dünyanın en gizemli şeyidir. Zamanla neye benzeyeceğini merak edersiniz. Onun hakkındaki en seksi şey nedir? Bu her erkeğin eğlencesidir. Her yeni kadın fethedilmeyi bekleyen şehirdir erkek için.

Ama fethetmekte ayrı bir zeka ve nüans içerir. Ama nasıl bir kadını fethetmeye çalıştığı önemli burda…Basitçe şöyle düşünelim : Kadınlarda tıpkı kentler gibiyse, bazı kentlerin duvarları yüksektir, aşılmazdır, ürkütücüdür, bir çok kez fethedilmek istenmiş ancak başarılı olunmamıştır. Kaleleri güçlüdür. Demek oluyor ki, asıl böyle bir kenti fetheden gerçek bir fatih sayılabilir. Yoksa sadece fethettiğini sanarak kendine göre mutlu olması kaçınılmazdır. Bazı kentler ise kolay ele geçirilir fazla savaşmazsınız ve uğraştırmaz sizi.Yani sizin böyle bir kentin kapılarına dayanan diğerlerinden bir farkınız yoktur. Bir fatih’im diyemezsiniz.

2. Bir kadından ayrılan erkek en gizli yönlerini keşfeder. Şarkı sözü yazar, gitar çalmayı öğrenir. Acı çekmemek adına daha sosyal olur.

Her erkek ayrıldığı kadından/kadınlardan izler taşır. Bunu kendi kabul etmese de onu şimdiki haline getiren hayatına girmiş tüm kadınlardır. Bu izleri ömrü boyunca taşır. Hatta şanslı ise kendisi için en doğru kadını bulur, tanır ve yanından ayırmaz.

3. Akşamları eve gidip dizi izlemek ya da yatmadan önce dişlerini fırçalamamak için kısa süreli ilişkiler kurar. Kısacası özgürlük o bekar erkeğin en büyük tutkusudur. Birileriyle çıkma asla pazarlık konusu olamaz. Bencillik ama memnuniyet.

Gerçek bir beraberlik esasen bir özgürlük halidir. Aşk’ın kendisi asla sıkıcı ve bencil değildir. İnsanın özgürlüğü ne ile anlamlandırdığıdır önemli olan. Hayatında biri varsa özgür olmadığını hissetmek yada öyle düşünmek kendine yaptığın bir  haksızlıktır herşeyin ötesinde. Sen aşk’tan değil, aşk senden daralır ve kaçar. Kaldın mı, sözde özgür ve sap ! 🙂

4. Erkekler bir kadınla karşılaştıklarında içlerinden genellikle cinsellik içeren düşünceler geçirirler.

Yorumsuz 🙂

Minik not: Ahmet Altan’ın “Kristal Denizaltı” kitabında çok güzel yazılarından biri buna benzer bir durumu çok iyi açıklar. “Bir kadın değil bir hayat” Saygıdeğer ve değerli erkek okuyucularım, bu yazısını üşünmezseniz mutlaka okumalısın derim naçizane bir öneri benden size…

Ben ise şimdi size başka bir yazısından alıntı yaparak sözde özgür ama yapayalnız ve sözde aşk’lı ama öz’de aşksız yaşamınızı gözden geçirmenizi isteyerek sizi aşağıdaki bölümle başbaşa bırakıyorum. Efenim buyursunlar;

Yürekleriyle Konuşan, Gözleriyle Gülen Kadınlar.

Bir kadın tanımak…

Bütün gel-gitleri, kaprisleri, küçük şımarıklıkları, korkuları, şaşkınlıkları, hercailikleri, hayal kırıklıkları, aşkları, terk edilişleri, başarıları, başarısızlıkları, kurnazlıkları, saflıkları, çocuk ağızları, şirinlikleri, küçük yalanları, büyük itirafları, kocaman yürekleri ile kendi olmaya çalışan kadınları tanımak…

Bir kadını sevmekle baslar her şey ama, bir kadını tanımakla varılır hayatın sırrına. Bir kadını tanımaya soyunmak zor ama keyifli bir yolculuğa çıkmaktır. Dört mevsimi bir yürekte buluşturur, bu yüzden de sürekli şaşırtırlar. Sürprizlerin ardı arkası kesilmez. Zordur anlamak onları. Benzemek gerekir anlayabilmek için belki de! Kendi zekasını hatırlatanları sever, sevgisini göstermekten ürkmeyenleri, sürprizlere hazırlıklı olanları bir de. Muson yağmurları gibi yağarken, Sahra’ da çöl fırtınası koparıp ardından güneş olup ısıtabilirler. Dedim ya bir dünyadır kadınlar, yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen…

Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla anlaşılır, hayatın sırrına ancak aşkla varılacağına. Sevgi arsızıdır kadın. Verdiğinden daha fazlasını isteme bencilliğini gösterecek kadar sevgi arsızı…Bu yanını doyurunca şımaracağından korkanlar, birlikte çoğalacaklarını bilmeyenlerdir. Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla kanat çırpılır özgürlüğün bütün maviliklerine. Kendine inananlara, aşka inananlara koşar. Hem yaman bir aşk avcısı, hem de engebeli yollarda koşmaktan bitap aşk yorgunudur kadın. Bir kadını sevmekle baslar her şey ama bir kadını tanımakla çıkılır keyifli serüvenlere.

Hayatla dalga geçmesini bilir kadın, tıpkı kendiyle dalga geçmesini bildiği gibi. Ağız dolusu gülüşlere teslim olur. Bir kadını sevmekle başlar her şey ama bir kadını tanımakla tanık olunur tutkuların gücüne. Göze alandır kadın. Çekip gitmeyi, sahip olduklarından vazgeçmeyi, karşılık beklememeyi…

Mücadele eder, kızar, bağırır ama hep sever. Dedim ya bir dünyadır kadınlar, yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen… Yüreğini sevgiye açan ve sevmekten korkmayan bütün kadınlar gibi… Şimdi bir düşünün, kaç kadını değil bir kadını tanıyabildiniz mi bugüne değin?

Tanrı, kadınlara geçmişi ve geleceği, erkeklere ise yaşadığı günü armağan etti, kadınlar geniş bir zamana yayıldıkları için huzursuz, erkekler daracık bir zamana sıkıştıkları için anlayışsız olurlar.

Ahmet Altan

Yani beyler, kıssadan hisse,  kaç kadını değil bir kadını gerçekten tanıyabildiniz mi bugüne değin? Yoksa çok kadın ama hiç kadın mı ömrünüz ?

Cevabı sizin içinizde ve cevabı sizin yaşamınız zaten…