Değişim, Dönüşüm ve Yenilenme – MCT 2012 İnsan Kaynakları Zirvesi’den Notlar :

Bilinç düzeyi yüksek, gelişmiş bir birey, dolayısıyla farkındalığı güçlü bir birey her zaman dönüşmektedir, her zaman gelişmektedir. “İnsan” ı yöneten, yönlendiren, yıldızları ortaya çıkaran veya parlatan, yetenekleri cilalayan İnsan Kaynakları vizyonu hangi noktaları işaret ediyor? Aslında İK’cılar olarak bizler hangi noktaları işaret ediyoruz. Tespitler neydi, konular neydi, anektodlar neydi? “Bu zirve akıl sağlığını tehdit ediyor” diye okudum yorumların birinde. Müthiş hoşuma gitti. Düşünmekten zarar gelmez. Düşünmemekten, farkında olmamaktan zarar gelir.

Geçen sene EAPM 2011’de Türkiye’yi temsil etmek için yazdığım ve Peryön’e yolladığım makalemde, “ “İnsan” ve “Performans” stratejilerinin yönü, esen rüzgarların yönünü bilmek” konusunda aynen değindiğim noktaları şimdi bu zirvede dinliyor olmak gurur verici, şöyle yazmışım : “İnsan” ve “performans” yönetimi stratejilerinin önümüzdeki vizyonu biz İK profesyonellerinin sağ ve sol beyinlerini birlikte kullanarak oluşacaktır. Zeka ve kalp, beyin ve ruh, hayaller ve duygular, realiteler ve hayalgücü, sanat ve matematik, analitik ve sezgisel, şiirsel ve gerçekçi…

İnsanların ne kadar iyi okullarda okumuş olmaları da bir şey değiştirmiyor kendilerini tanımadıktan sonra. Yaşama karşı bir gözü kapalı olarak ilerledikten sonra, her şeyden korktuktan sonra…Okuyan-okumayan gençler, insanlar korkuyorlar, ülkemizin geleceği, dünyanın geleceği korkutuyor belki onları.

Ne yapacağım diyorlar ? 

Ne olacağım? Ne kadar kazanacağım? Nasıl geçineceğim? Haklılar kendilerine göre, onlarda hayatla savaşıyorlar ama gerçekten nasıl savaşacaklarını bilmeden 

Bu noktalar şimdi zirvede bahsi geçenlerden. Sadece sol beyin değil, sağ beyinle hareket etmek, hayaller ve gerçekler, spritüellik ve matematik, samimiyet motive yerine ilham, heyecan, tutku, korkusuzluk, kendini tanıma, eğitim, değişim, liderlik…

İlişki odaklı düşünme ve yönetme biçimleri. Strateji ve politikaların birleştirilmesi gereken kaçınılmaz stil bu. Justin Allien’in dediği gibi misyon “değer yaratan fırsatları oluşturmak”. Zirvenin konusu, yeni kuşak çalışanların ihtiyaçlarını konu aldı ve şirketlerin çağın dinamiklerini yakalayabilmeleri için her seviyede liderliği oluşturmak ve yaşatmak zorunda olduklarının vurgusunu yaptı. Tüm konuşmalar bu tema çerçevesinde şekillendi. 

Zirvede konuşulan her bir tema benim için ayrı bir yazı konusu olacak şekilde.

İnsan Kaynaklarının bakış açısı değişiyor mu? Konuşuyoruz ama nece konuşuyoruz? Y kuşağından bahsediliyor ama amaç Y kuşağına hazırlıklı olmak değil, şimdiki zamana ve gelecek zamana hazırlık olmak.

Şirketlerin karakterlerini ve çalışanlarına verdikleri değeri de esasen işe alım ve işten ayrılma süreçlerinin belirlediğini düşünüyorum. (Benzer bir noktaya İk’cı itibarı yazımda da değinmiştim) Gelecekte “İşe alım uzmanı” dediğimiz ünvan yerini “Deneyim yöneticisi”ne bırakacak. Çünkü İK’cı motomot bir makine ile görüşmüyor, atmosferi ile, duygusu ile, enerjisi ile, empatisi ile adayın ruh durumunu anlayarak görüşüyor, görüşmeli. Adayı yönlendiriyor, mülakatı yönetiyor. En doğru kanıya varmayı hedefliyor.

Zirvenin ana resminden de bahsetmek istiyorum. Neyi simgeliyordu diye merak edenleriniz olabilir? Bazı dönemler ne kadar dalgalı ne kadar çalkantılı olsa da şirketler ve yöneticiler için değişik imkanları doğurabilir, farklı fırsatların habercisi olabilir. Resimde ki ağacın sol tarafı eski dünyanın artık kuraklaşmış, verimsiz alışkanlıklarını temsil ederken, sağ taraf yeni dünyanın taze ve bereketli unsurlarını içeriyor. Yani Dünya’da hala herşeye rağmen umut var. Hala herşeye rağmen ışık var. Hala herşeye rağmen keşfedilmeyi bekleyen onlarca kaynak var.

Zirve notlarına geçmeden önce, değinmeden geçemeyeceğim, seçilmesi manidar mıdır bilinmez ama açılış konuşmalarından sonra “Liderler Kahvesi Orkestrası” sahneye sürpriz yaptı ve bilin bakalım ne çaldı ? Bence seçim mükemmel. Seçenlerin de, çalanlarında da, seslendirenlerin de ellerine, ağızlarına sağlık… Acaba İK ve İK’cılar tüm takipçilerine “Follow us” mı demek istiyorlardı ? Çaldıkları şarkı, Lykke Li “I Follow Rivers”

Hadi bakalım şimdi takılın peşime başlayalım, zirve de 360 yapalım (söylenenlerden bazıları üzerine kendi yorumlarımla birlikte)

MCT Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Alper Utku ve MCT Danışmanlık Yöneticisi Didem Gürcüoğlu : Eskinin dünyasında büyük önem arz eden, yönetmek, semboller, kâr ve ürün gibi kavramların yanına müşteri odaklılık, inovasyon, sürekli büyüme, liderlik ve koçluk gibi kavramlar eklendi. Dönüşüm için yüksek perfomans modeli ve formülün adımları;  

  • Organizasyon İklimi
  • Etkinlik
  • Yetkinlik
  • Liderlik

Peter Hawkins : Bir Nasreddin Hoca fıkrası ile merhaba dedi. Türk insanının gönlünü kazandı. Türkiye’yi övdü. “Liderlik bir rol değil, tavırdır” dedi.

******

Fazıl Oral : Pek çoğumuz normal ama sağlıklı değil…

İki insanla uğraşıyoruz : Biri yöneticilerimiz, diğeri çocuklarımız…

Liderler yalnızdır. Mükemmelliyetçilikle dertlerini anlatmayıp bunları kendi omuzlarına yüklerler.

Daha çok hangi zamanda olmaya meyillsiniz ? Geçmişte mi, şimdi de mi yoksa gelecekte mi?

Mükemmelliyetçi yöneticiler eğitim fetişisti anne babaların çocukları…

Okul hastalığına yakalanmak !

Okul bilgisi sınava hazırlar, hayata değil !

(Mükemmelliyetçi yöneticilerinin durumunu şirketlerin “başarı sendromu” durumuna da benzetebiliriz.)

(Fazıl Oral ne de güzel ifade etmiş. Ferhan Şensoy’un çok güzel bir filmi vardı. Aklıma o geldi, etkilemişti beni. Bir üniversitede hocayı canlandırıyordu. Bir zamanların idealist gençlerinden, sonra yurtdışına kaçması gerektiğinden, bu nedenle de çok sevdiği aşkından da, evinden ülkesinden de ayrılmak zorunda kalmış yıllar sonra çok önemli bir üniversiteye hoca olarak dönen bir profesör…ve anfide ilk dersindeki hitabı şöyle olmuştu : “Ders anlatmıyorum ben, dersi hayat verir.”)

******

Mehmet Namık Aydın : Hayatında haddi bildirilmeyen kimse yoktur. Ne kadar az bilirsen o kadar çok kızarsın, ne kadar çok bilirsen o kadar çok kişiye haddini bildirmek istersin.

******

Tuna Kiremitçi: Egoizmin panzehiri ise romantizm…“Ben gene de romantiklerden yanayım. Günümüz dünyasında ne varsa romantiklerde var. İnsanları egoistler ve romantikler diye ayırıyorum. Hayat bizi egoist olmaya zorluyor. Çünkü çok hızlı ve hepimiz paranın peşinde koşmak zorundayız. Hatta internet biz Facebook’a girebilelim diye değil paranın peşinden daha hızlı koşabilelim diye icat edildi. Ruhumuzu bekleyecek zamandan yoksunuz.”

******

DDI Avrupa Başkan Yardımcısı Elmar Kronz : Türkiye, yeteneğe ulaşmanın en zor olduğu ülkelerden biri. DDI’ın küresel liderlik tahminleri araştırmasına göre, bir liderin sahip olması gereken beş temel beceri :

Değişimi yönetmek, organizasyonel stratejiyi uygulamak, başkalarının gelişimine yardımcı olmak, zor kararlar almak ve çalışan bağlılığını geliştirmek. Bu becerilere iki yeni unsurun eklendiğini söyledi:

  • Geleceğin yeteneğini tespit edip geliştirmek
  • Yaratıcılığı ve inovasyonu teşvik etmek

İk’ya tavsiyesi : “Yetenekleri aradığınız pazar kısıtlıysa, kurum içinden liderler yaratmaya odaklanın.”

(Halbuki ülkemiz, genç nüfusun yoğun olduğu bir ülke, yeni mezunları ile, okuyan gençleri ile, çalışan kesimi ile yeteneğe ulaşılması zor diye yorumlanması ilginç değil mi? Yani sonuçta nicelik değil, nitelik önemli, bir okuldan mezun olmak sadece bir ıcebergin görünen yüzü…

******

Piers Ibbotson : Beyin sadece 25 kişiyle yakın ilişki kurabilirmiş. Etrafınızdaki bu 25 kişi kim? Güvene dayalı, etkileşimli ve bilgi tabanlı ilişki kurabileceğiniz maksimum insan sayısı 25’tir. Liderlik niteliklerinin yaratılmasının temel kurallarını ise şöyle sıraladı:

  • Güven yaratın
  • Hiyerarşiyi askıya alın
  • Paylaşıma ve her türlü fikre açık olun
  • Çevrenizdekileri teşvik edin.

******

İK’nın ideal modellemesi :

  •  Yeteneği geliştir.
  •  Teknolojiyi savun.
  •  Değişime öncülük et.
  •  İnovasyonu sağla.
  •  Güvenilir ol.

******

“Y Kuşağı 30 yaşına gelene kadar 13-14 yerde çalışmış olacak. Sadakat kavramını sorgulayacağız.”

(Bu söylemi beğenmedim açıkçası, katılmıyorum da…Biraz uyduruk geldi bana. Sadakat kavramını şimdi de sorguluyoruz, değişen bir şey yok. Aslında bu söylemi yapan günümüzde sadakat kavramının sorgulanmadığını düşünmüş olacak ki, sadakat sorgulanacak diyor. 13-14 işyeri de mantıklı bir söylem değil. Eğer öyle bir cv gelirse karşımıza, sözkonusu adayın kişilik ve ruhsal yapısı irdelenmeli. Y kuşağı olup olmaması değil şahsi fikrim)

******

Doğru bir yetenek yönetiminden bahsetmek için, “Performans” ve “Potansiyel” kavramları birbirlerine yakın olmalı ancak birbirlerine karıştırılmamalı.

(Benim fikrime göre ancak performans değerlendirmesinin genel uygulama olarak mevcut potansiyeli değerlendirmekten öte olmadığı ülkemizde, şu anda pratikte karıştırmıyoruz diyen ik pek doğru söylüyor sayılmaz. Bazı çalışanlarınız vardır ki hem yeteneklidir hem yüksek potansiyellidir. Her yetenekli kişi yüksek potansiyelli olacak diye düşünemeyiz öyle bir genelleme varsayamayız. Ortalama yetenekte bir çalışan da pekala yüksek performans sergileyebilir. Bu “yetenek” ve “performans” kavramlarından ne anladığınıza ve onları nasıl tanımladığınıza bağlı. Birbirine karışmamalı, işte tam da açıkladığım bu nedenden ötürü…Bunu tüm İK’cılara söylüyorum.)

******

Finansbank İK Banu Cengiz : Yetenek yönetiminden sadece İK değil, tüm kurumun işi ve sorumluluğudur. Mottomuz yeteneği içerinden yetiştirmek. İçerden terfi oranı %80.

(Bu konuda tüm sorumluluğu ve görevleri İK’ya yüklemek sanırım diğer departmanların işine geliyor, elini taşın altına koyan departman İK oluyor demek istiyorum Banu Hanıma ve mottoları içinde bence yürekten tebrikler)

******

University of California Psikoloji Bölüm Başkanı Keith Campbell : Narsist insanlar da birçok pozitif yöne sahip olabilir. Twitter ve Facebook gibi sosyal ağlar narsist kişiliğin en güzel yansıtıldığı ortamlardır. Narsistler liderlik açısından sahip oldukları avantajlara rağmen olumsuz geri bildirimlerden ders almayı beceremezler.

******

Zappos’un Sözcülerinden Jamie Naughton : (Zappos ABD’de deki en büyük online alışveriş sitelerinden biri) Mutluluğun formü “yapılan işte anlam bulmak”. Mutluluğu yaymak isteyen şirketler motivasyona karşı daha çok ilhamı tercih etmeliler. (Dave Ulrich’te “anlam” kavramına değinenlerden oldu.)

******

Prof. Dr. Dave Ulrich : İK geleceğinin mantığı, İK değer katmalıdır. Değeri nerden yaratacağız? İş gücü üzerinden, şirket kültürü üzerinden ve liderlik üzerinden. Bu üçünü iyi yönetenler yeni dönemde başarıya ulaşacak.

İK profesyonelleri çalışanlara yaptıkları işin içerisinde bir anlam bulmaları konusunda yardımcı olmalılar. Bunun başarılması durumunda üretkenlik de artıyor.

Sosyal sorumluluk sahibi olmanın yanında iş hayatıyla hayatın sürdürülebilirliği arasında denge kurabilen şirketler yetenek rekabetinde başarılı oluyor.

Riskin yönetilmesi önemli. Riskin bir bölümü teknoloji, finans, uyumluluk ve operasyon alanlarından geliyor. Ancak riskin büyük çoğunlu bireyler, kurumlar ve liderlikle alakalı.

İK, küreselleşme ile yüzleşmeli. İK profesyonelleri şirketlerinin gelişen pazarlarda rekabet edebilmesi için bireysel ve kurumsal becerilerin yanında liderlik becerilerine de etkin olarak katkı sağlamaları gerekiyor. Geçen yıllarda küresel tartışmaları domine eden Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’in yerini Türkiye, Vietnam, Filipinler, Endonezya, Nijerya, İran, Kore, Pakistan, Bangladeş, Meksika ve Mısır alıyor. Şirketlerin bu pazarlarda yerel liderler oluşturmaları gerekiyor.

Bilgi Çağı’ndayız. Teknoloji 2.0 ise iş operasyonlarındaki zaman ve alan kavramlarını değiştiren verimlilik üzerineydi. Şimdi ise teknolojinin insanları birbirine bağlanma şeklini değiştiren ve bu yönüyle ilişkileri etkileyen Teknoloji 3.0’ı yaşıyoruz. İK’da teknolojinin bilgi paylaşımı, verimliliği sürüklemek ve ilişkiler inşa etmek için kullanılması gerekiyor.

******

Abdi İbrahim’in CEO’su Candan Karabağlı : Böyle tüketmeye devam edersek 2050 yılında yaşayabilmek için 3 tane daha gezegene ihtiyacımız olacak. Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Meksika, Nijerya ve Güney Afrika ile birlikte Türkiye’nin önümüzdeki yıllara damgasını vuracak. 2020 yılında Hindistan şu anki Çin kadar zenginleşecek. Bugünkü Çin ise 2020 yılında Meksika kadar, Meksika Rusya kadar ve Rusya da İtalya kadar büyümüş olacak.

******

Küresel ekonomi uzmanı Christopher Meyer : Standing on The Sun kitabından; 2000 yılında dünya ekonomisinin %75’ini etkileyen gelişmiş ekonomiler, 2050’ye gelindiğinde dünya ekonomisinin yalnızca %32’sini etkileyebilecek durumda olacak ve tüm bunlar olurken aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 11 gelişen ülkenin dalga dalga büyüyecek. G7 ülkelerinin 2004 ile 2009 yılları arasında Gayri Safi Milli Hasıla’larının yalnızca %1 oranında büyüdü, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişen 11 ülkenin ise bu alanda %22 büyüme gerçekleştirdi. İnsani Gelişim Endeksi’nden bahsetti. Bence bu tespiti mükemmeldi. Ekonomilerin gerçek performansı için Gayri Safi Milli Hasıla ölçümünden ziyade adalet, çevre, sağlık ve mutluluk gibi finansal olmayan kavramların şekillendirdiği bir endeks bu.

******

Garanti, Nestle ve LCW İK yöneticileri “Sosyal Medya”yı konuştu: Sosyal Medya, employer marketing’in bir ayağı… (tanımlama çok hoşuma gitti)

(İK’nın marketing’i biliyor ve yapıyor olması lazım)

******

Nesim Levi: “ Neredeyiz nereye gidiyoruz derken vizyonu ortaya koyduğunuzda kişinin de kendini orada gördüğünden emin olmalıyız.” (mükemmel bir cümle, yorumsuz)

******

Sunay Akın : “Elinden geleni yaptığında olmuyorsa, sıra ayağından geleni yapmakta…gitmek gibi mesela” İnsanların bazıları ilk adımı düşünürken bazıları da son adımı düşünür. Dışardaki duvarları yıkmak kolay önemli olan içerdeki duvarları yıkmak. Bir milletin değerleri hisse senetleri değil, hissi senetleridir.”

(Bunlar ne güzel bir cümlelerdir.Her zamanki tatlı Sunay Akın tarzıdır. Ama buna şaşırmamak lazım çünkü “Seninle hayat güzeldi ama ne yalan söyleyeyim sensiz daha da güzel…” diyen Sunay Akın gibi bir edebiyatçı tarafından söylendi.)

Bende böylesi değerli düşüncelerle bezenmiş, her biri kıymetli düşüncelerden ilham almış olmaktan çok büyük mutluluk duyduğumu ifade ederek, kapanışı da bu son cümle yapmak istiyorum. Zirve’de emeği geçen herkese teşekkürlerle…

Bir milletin değerleri hisse senetleri değil, hissi senetleridir.” (S.Akın)