İnsan Kaynakları çalışanı olmak ve İK’da ilerlemek isteyenlere yol haritası…

İnsan Kaynakları alanında çalışmak isteyen yeni mezun veya bu alanda kariyer yapmak isteyen, insan kaynakları alanında çalışmaya istek duyan bir çok genç arkadaştan mailler alıyorum daima.

Hepsinin ortak sorusu şu: “İnsan Kaynaklarında çalışmak için neler yapmalıyım, kendimi nasıl geliştirmeliyim?” Bende tüm bu sorulara tek tek cevap vermektense ana fikri aynı olan bu soruların hepsini buradan bu yazımla umuyorum cevaplandırmış olacağım 🙂

İnsan Kaynakları alanında çalışmak isteyen genç arkadaşlar :

Öncelikle hedefiniz belli, bunun için kendinizi tebrik edin. Çalışmak istediğiniz alanı seçmişsiniz. Bu çok önemli. Ne istediğinizi biliyorsunuz hepiniz. Kendinizin kıymetini bilerek (ama kendini de bir şey sanıp, kibirlenmeden) yola çıktınız.  Bunun için baştan kutluyorum sizi.

Gelelim bir diğer önemli soruya:

Neden İnsan Kaynakları alanında çalışmak istiyorsunuz?

Bu soruyu çok iyi düşünüp cevaplamanızı öneririm. Keza moda olduğu için mi, havalı geldiği için mi, kaliteli bulduğunuz için mi, yoksa ik uygulamalarını merak ettiğiniz için mi, kendinizi iş yapışıyla imza atacak bir ik’cı adayı olarak gördüğünüz için mi, çok çalışmaya dünden razı olduğunuz için mi, insan yönetiminin stratejik bir göz olduğunu ve o gözün de sizde olduğuna inandığınız ötesi bildiğiniz için mi, yoksa bir zamanlar katıldığınız aday konumundan “mülakat yapan ik’cı” konumuna geçip bende onların tozunu attırayım diye düşündüğünüz için mi? Ne için?

Sevgili genç ik’cı adayı arkadaşlar, öncelikle hepinizin İnsan Kaynakları’nın havalı gelen kısmının dışında (yani vitrin uygulamalarının haricinde) teknik ve analitik uygulamaları ile hesaplamalar aynı zamanda sistemleri kapsadığını bilmeniz gerekir. İnsan Kaynakları’nın ilk Lisans düzeyinde olan eğitimi ülkemizde Sakarya Üniversite’sinde başlanmıştı. Oradan mezun olan öğrenciler Türkiye’de akademik düzeyde İşletme Fakültesi İnsan Kaynakları Yönetimi Bölümü Lisans bölümünden ilk mezun olan gençler oldular.

Lisans mezuniyetinizden sonra (mezun olduğunuz disipline çok takılmayın derim) İK alanında yüksek lisans eğitimi de alabilirsiniz. (Bu bir çok üniversite de mevcut) Aynı zamanda İnsan Kaynakları Yönetim Sistemlerini (İKYS) öğrenebileceğiniz kaliteli sertifika/uzmanlık programlarına katılmanız da oldukça önemlidir. (min.100 saatlik) Bir İK’cı olarak ben uzmanlık programlarına katılımı çok önemsiyorum. Keza öteki türlü ilk etapta gerekli olan ik hakkındaki teorik bilgiyi başka türlü öğrenmeniz çok zor.

Bu programların üniversite bünyelerinde yapılanlarını veya çok kaliteli özel eğitim kurumları tarafından verilenleri tercih edin. Eğitmenlere ve içeriklere mutlaka bakın, inceleyin. Eğitmenlerin insan kaynakları geçmişinden gelen bu konuda profesyonel iş yaşamı olmuş olanlarını tercih edin.Böylelikle sadece teorik değil pratik bilgileri de edinebilirsiniz. Bu programlar belki bir çoğunuz için ucuz değildir bunu kabul ediyorum ancak mesleğinize ve geleceğine yaptığınız yaptırım en makbul ve kıymetli yatırımınızdır bunu unutmayın. Bu nedenle bu konuya mutlaka yeterli bütçeyi ayırıp böyle bir uzmanlık programına katılmalısınız. Kesinlikle ucuz programlara katılmayınız, tercih etmeyiniz.

Şu anda İK yapan bir çok yöneticinin temelleri Mühendislik alanlarına dayandığı gibi Sosyal Bilimler veya İktisadi ve İdari Bilimler temelli olanları da var. Yani yelpaze geniş. Örneğin ben İktisadi Bilimler temelliyim, “Maliye” bölümü mezunuyum, İşletme Yüksek Lisansım ilaveten ik’da çeşitli uzmanlık sertifikalarım ve almış olduğum türlü eğitimler var. Bir çok yöneticinin özgeçmişine dayanarak çok farklı fakülte disiplinlerinden gelenler olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Onun için benim şu mezuniyetim yok, diplomam şu okuldan değil, İK’cı olamam diye bir şey düşünmenize hiç gerek yok. Ancak İK’da yöneticilik pozisyonlarına doğru ilerlemek hedefi için lisans ve hatta yüksek lisans mezunu olmanız lazım geldiğini de söylemeden geçmemek gerekiyor. Sadece myo mezunu adaylar için ilerleme şansı biraz daha kısıtlı. Aynı zamanda bir başka önemli olan nokta da şu; diplomanızda yazan mezuniyetinizin dışında İK’da çalışmak ve bir İK Vizyoneri olmak için gerekli kişiliksel altyapıyı bünyenizde barındırıp barındırmadığınızdır. Bu çok ama çok önemlidir.

Meslek hayatına İK’da başlamış ve halihazırda devam eden, junior bir pozisyonda iseniz de her zaman gelişmek için, spesifik ik alanlarında eğitim almaya devam etmelisiniz. (Çalıştığınız şirketlerin bu noktaya bakışı çok farklı olabilir.  Bırakın doğru dürüst bir İK vizyonu ile ik yapmayı, sizi eğitime göndermeleri bile bir hayal olabilir bu durumda kendi bütçenizle h.sonu katılabileceğiniz ik eğitimleri için araştırmalar yapmaya devam edebilirsiniz.) Bunu bir prensip haline getirin. Bu arada çalıştığınız kurum sizi alanınızda muhtelif eğitimlere gönderebiliyorsa ne ala, aynen devam…

Bir çok İK’cı arasından sizin farkınız ne ? Farkınız “ne” olmalı?

Bu soruya cevap bulabilmeniz için bu yazıyı yazıyorum. Sıradan düşünmek isteyenler yazıyı okumaya devam etmeyebilirler. Arkadaşlar İK’cı olmayın, LİDER İK’cı olun!

Nasıl mı?

Devam ediyoruz, uzmanlık programlarına katıldınız, sertifikanızı aldınız. Şu anda hem bir şeyler biliyorsunuz hem de çok şeyi bilmiyorsunuz. Çalışmaya başladığınız kurumda gözünüzü dört açın. Radarlarınız her zaman açık olsun. İyi gözlem yapın, inceleyin. Dikkatli olun. İşinizdeki ayrıntıları iyi tarayın. Birinin gelip size işi anlatmasının dışında mutlaka özgün iş yapış tarzınızı oluşturmaya başlayın. Hem de ilk günden…

Hiçbir insan bir çok alanda iyi olamaz. Hiçbirimiz voltran değiliz. Buna emin olun. Holdinglerin ik direktörlerinden tutun da, ik’da önemli başarılara imza atmış tüm liderler ve yöneticiler için de bu söylediğim geçerlidir.

İnsan Kaynakları bir çok alt bölümden oluşur. Mutlaka bir ya da birkaçı sizin kişiliğiniz ve yetkinlikleriniz ile örtüşüyor ve orada gerçek bir İK Uzmanı olmanız için size göz kırpıyordur. Bu arada elbette resmin geneli hakkında bilgi sahibi olmalısınız ancak muhakkak uzmanlaştığınız bir alanınız olmalı. Örneğin seçme-yerleştirme, örneğin performans değerlendirme, örneğin ücretlendirme ve yan haklar, örneğin yetenek yönetimi…gibi.

Sevgili arkadaşlar rahmetli Sakıp Sabancı’nın dediği gibi;

Her şeyin bir şeyini, bir şeyin her şeyini bileceksiniz.”

Size göz kırpan İK alt kırılım noktalarında kendinizi iyi geliştirin. Hedef koyun. Kitaplar okuyun, blogları takip edin, ik yayınlarını ve gündemi izleyin. Kendinizi geliştirmek hiç kimsenin sizin adınıza yapabileceği bir şey değildir bunu da unutmayın. Ne fıstık gibi gördüğünüz şirketlerin ne de çalışmayı çok arzu ettiğiniz sayılı kurum ik’larının…Önce siz kendinizi geliştireceksiniz. Yukarıda tüm yazdıklarımla birlikte.

Bu konuya genel olarak Şubat ayında “Bir insanın mesleği onu yansıtır. İK’cı itibarı” başlıklı yazımda da değinmiştim. Hatırlayacak olursak şöyle demişim:

“İnsan Kaynakları, ait olduğu firmanın yüzüdür, resmidir, tanıtıcı reklam filmidir. İş görüşmeleri sürecinden işe alım sonuçlanıncaya kadar adayların görüp, gözlemledikleri bir departmandır. Kısacası insan kaynakları departmanı bir firmanın karnesidir. Doğru kurgulanmış bir insan kaynakları stratejisi başarı getirir. İnsan Kaynakları departmanı bir şirketin temelidir. Temeli ne kadar iyi hesaplanarak atılmış ise bir bina üst katlarına doğru bir o kadar iyi ve dayanıklı olur. İnsan Kaynakları da artık kendi içinde uzmanlaşıyor. İnsan Kaynakları sistemlerinde giderek kişiselleşmeye gidilmeye başlandı. Başka bir ifade ile anlatmam gerekirse artık konfeksiyon üretimden, terzi üretimine gidiliyor. Butik çalışmalar artıyor. Giderekte artacak. İK departmanlarında farklı disiplinlerden gelen, farklı yetkinliklere sahip bireyler istihdam ediliyor. Ancak her mesleğin olmazsa olmaz yetkinlikleri olan bazı yeterlilikler var.”

Gelelim bir İK’cı da olması gereken yetkinlikler nelerdir?

Yetkinlik kavramı da İK için başlı başına bir konudur. Kısaca yetkinlik, bir işi yapmanız için ama iyi yapmanız için gerekli olan bilgi ve beceri düzeyinizdir. Mesela günlük yaşantımızda “Bu işte çok yetkin biri” deriz yani işini iyi yapan ve işini iyi yapmak için gerekli tüm donelere (bilgi+beceri+yetenek) sahip olan kişi anlamında kullanırız bu yorumumuzu. Yetkinliğin tanımı da budur.

İş hayatınızda başarınızı etkileyen ve ne kadar başarılı olabileceğinizi bize gösteren en önemli faktör kişiliğiniz ve sahip olduğunuz etik yani ahlaki değerlerinizdir. Çünkü hepsi bir işi yapış tarzınıza yansır ve imzanız olur. Kişilik özellikleriniz performansınızı etkiler. Kişilik özellikleriniz bir sinema filminin veya bir tiyatro oyununun yönetmeni gibidir.  Çünkü güçlü firmalar, güçlü bireyler demektir.

İş performansınızı belirleyen dört temel yetkinlik alanı şunlardır :

  • —İş bilginiz ve beceriniz (teorik ve pratik bilginiz, uzmanlık alanınız, özgün iş yapış tarzınız ve imzanız)
  • —Liderlik becerileriniz (karar alma, insiyatif kullanma, sonuç odaklı çalışma gibi, ki vizyoner liderlik ve liderlik yetileri geliştirme bildiğiniz üzere benim aynı zamanda uzmanlık ve ilgi alanlarımdan biri)
  • —İlişki Kurma Beceriniz (empati yeteneğiniz/duygusal zekanız, karşı tarafın duygularını anlama ve yorumlayabilme bir üst basamağı duyguları yönetebilme, ikna etme) bkz.Emotional Competence Framework
  • —Kendinizi tanımanız ve Farkında olmanız (Sevgili arkadaşlar bu çokça üzerinde durduğum bir konu yine okuyucularım bildiği üzere, her zaman dediğim “Fark edin, farkında olun.” Kendinizin farkında olmazsanız, bırakın lider ik’cı olmayı, herhangi bir şey olmanız çok zor)

Bir İK’cı da olması gereken ilaveten en önemli yetkinlik “insanı sevmek”, bu bir yetkinlik mi diyenleriniz çıkacaktır. Evet bir İK profesyoneli olarak diyebilirim ki, bu bir yetkinlik, hatta çok önemli bir yetkinlik. Bir insanda yakınlık oluşturabilmek, beklentilerini algılayabilmek, empati kurabilmek, geliştirilebilir duygusal zeka kıvılcımları…vb.(-ki İK’da duygusal zeka/empati yeteneği kavramı başlı başına bir önemli bir konudur ve yukarıda yazdığım iş performansınızı etkileyen temel yetkinlik alanları içinde yer alır-) tüm bu özellikler bir firmanın hizmet kolu gibi çalışan İK departmanının baştan sona tüm personelleri için geçerlidir. Güleryüz göstermeyen, insanları başından savarcasına hareket eden, eleştiren, farkındalığı düşük, sert ve duygusuz yaklaşımlara sahip bir kişinin İK’cı olması veya bu alanda çalışılması imkansızdır. Hadi çalışıyor diyelim şirket için çok zararlıdır.

Liderlik yapmakla değil, olmakla ilgilidir genç İK’cı adayları, bu sebeple kişilik bütünlüğü özgün bir liderliğin belirleyicisidir. (İş yapışınızda, mesleğinizde kendi özgün tarzınız olmalı ile savunduğum budur.)

Çok sevdiğim bir söz vardır: “Birinci sınıf insanlar, birinci sınıf insanları işe alır. İkinci sınıf insanlar üçüncü sınıf insanları işe alır.” Bu çok doğru anlamı olan bir cümledir. Bir İK’cı da insandır. Elbette kusursuz olmasını bekleyemeyiz ancak bir İK’cının genel olarak kendi ile ilgili problemleri halletmiş, türlü komplekslerden, kıskançlıklardan, zararlı ihtiraslardan arınmış ve vizyoner/insancıl olmalısını bekleyebiliriz, beklemeliyiz de.

Bütün olacaksınız. Özünüz sözünüz bir olacak. Bütün olmak kısaca ve en basit olarak bu demektir. Koşullara göre inançlarınız, davranışlarınız ve değerleriniz değişmeyecek. Davranışlarınız ile inançlarınız birbirine uyacak. Her zaman etik davranmaya önem vereceksiniz. Başarılı bir İK’cı olmanın kilit kişilik noktası budur.

Enerjiniz, tutkunuz, kararlılığınız, cesaretiniz ve ikna yeteneğiniz olacak. Bunun dışında işe kendi özgünlüğünüzü katabilecek bir kişiliğiniz olacak. Böyle bir kişiliğiniz olmalı ki, insan yönetimini sağlayan sistemlerin işleyişinde rol alarak, onları zamanın ruhuna göre şekillendirebilesiniz.

Özetle;

  • Okul diplomalarınızı cebinize koyun. (myo, lisans, yüksek lisans, doktora)
  • Okulların janjanlı etiketler olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Okullar tek başlarına sizi gerçek anlamda “başarılı” bir insan veya “işadamı-işkadını” yapmaz.
  • İK Uzmanlık Sertifika programlarına katılın. (Belli bir bütçeyi gözden çıkarın, kaliteli bir eğitimi tercih edin)
  • İK alanında spesifik konularında eğitimlerle gelişme ve öğrenme sürecinize her daim devam edin.
  • İK sadece eleman alma/mülakat yapma değildir, İK’nın teknik sistemlerini ve alt kırımlarını özümseyin. Bir veya bir kaçında uzmanlaşın.
  • Kişilik özellikleriniz bu meslekte belirleyicidir. Etik, ahlaklı ve dürüst olmalısınız.
  • Çok konuşan, ağzı sıkı olmayan İK’da çalışmayı baştan düşünmesin.
  • İK vizyonunu takip edin, bir fikriniz olsun. Süreli yayınları, makaleleri, blogları takip edin. İK dünyasında neler konuşuluyor takip edin.
  • İş performansınızı etkileyen 4 temel yetkinlik alanını iyi özümseyin.
  • İş yapış tarzınız imzanız olsun. Bunu şimdiden yapamam demeyin, bunu şimdi yapmak için yola çıkmaya hazırsınız bunu unutmayın.
  • Bir şeyi çok istemek yetmez. (şimdi ik’da çalışmak istemeniz gibi) Önemli olan onun gerekliliklerini sağlamak ve varsa yeteneklerini ortaya çıkarmaktır.
  • Yetenekte varsa vardır, yoksa yoktur. Çok kasmaya gerek yok. Sizden daha deneyimli İK’cılar gözünüzdeki ışığı ve içinizdeki cevheri anlarlar hiiiiç merak etmeyin.
  • Demotive olmayın, on yerle görüşürsünüz olmaz, onbirinci yerle görüşürsünüz ve işe alınırsınız.
  • Yetersizlik duyduğunuz noktaların gelişimine öncelik verin. Ancak kompleks yapmayın. Hiç kimse kusursuz değildir hangi koltukta oturuyorsa otursun.
  • Örnek aldığınız rol modeller olsun ancak kopyalamayın, özgünlüğünüzü hiçbir zaman aldığınız rol modelle sınırlamayın. Belki siz çok daha iyisiniz. Kendinizi fırsay ve şans verin. Kendinizi sıkıştırmayın.

Her insan kendi geleceğini, insan kaynakları insanlığın geleceğini şekillendirecektir.

********************

DİKKAT 🙂 

İK Sertifika Programı Seçmeden Önce Bu VİDEOyu İZLE ! Tıkla.

Sorduğunuz soruları cevapladığım SORU-CEVAP Videolarını İzlemek İçin Tıkla !

İK Yol Haritası / Gelişim Mentorluğu: İnsan Kaynakları alanında çalışmak istiyorum ne yapmalıyım, kendimi nasıl geliştirmeliyim, nasıl yapacağım, uygun muyum değil miyim, izlemem gereken yol ne? Bunun gibi daha pek çok sorunun cevabını (-ya da senin soruların ne ise-) sana birebir anlatarak, kariyerini, yapmak istediklerini sadece sana özel seninle yapılandırarak, bilgi ve deneyimlerimi aktarıyorum. Daha ne olsun 🙂  Detaylar için tıkla.